Evrenin, doğanın, bedenin kendi koşulları var ve biz onları kontrol edemeyiz, pazarlık yapamayız. Öyle zamanlar olur ki küllerimizden yeniden doğmak zorunda kalırız ve işte yaşamın en büyük güzellikleri de bu büyük sancılardan sonra gelir.
Bir şeyi adlandırdığında o şeyin olduğunu, nefes alarak ona hayat verdiğini söylüyor. Adem'in de bir şeylere ad vermeyi sevmesinin nedeni bu; elinden gelen sadece bu. Kadın için doğum neyse erkek için de adlandırma odur.
"Seni seviyorum" diye fısıldadım. "Tüm dünyamı altüst etsen de seni seveceğim. Sırlar saklayabilirsin, beni hayal kırıklığına uğratabilirsin, muhtemelen beni mahvedebilirsin ama ben yine de seni seveceğim. Buna engel olamam. Engel olmak da istemiyorum. Sen benim yer çekimimsin. Dünyadamdaki hiç bir şey sensiz çalışmıyor."
Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyordu ama yaşadığından emin olamıyordu.