Gülistan

Gülistan
@Gulistan_Rafi
Adıyaman, 8 Haziran
46 okur puanı
Mart 2025 tarihinde katıldı
9/10
·903 syf.··
2025 34. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 14:05
Foucault Sarkacı – Umberto Eco Umberto Eco’nun okuduğum ikinci kitabıydı ve aynı zamanda en zorlayıcı ama bir o kadar da büyüleyici olanıydı. Sekiz yıllık bir emeğin ürünü olan bu roman, yalnızca bir kurgu değil; tarih, bilim, din, felsefe ve komplo teorilerinin iç içe geçtiği dev bir düşünce haritası. Kitabın ismini aldığı “Foucault Sarkacı” Dünya'nın döndüğünü kanıtlayan bilimsel bir düzenek ama roman boyunca bu sarkaç, çok daha derin ve sembolik anlamlar kazanıyor. Ana karakter Casaubon’un bir tez çalışmasıyla başlayan araştırmaları, geçmişin gölgelerinde kaybolmuş sırlarla birleşiyor ve okuru yüzyıllar süren bir bilmeceye davet ediyor. Tapınakçılar, Kabalacılar, Haşhaşiler, Hermetizm, Simya, Masonlar, Hitler… Eco, birbirinden kopuk gibi görünen kavramlar arasında öyle sağlam bağlantılar kuruyor ki bir yerden sonra kurgu ile gerçek arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Tek sıkıntım, bilinmeyen terimlerin açıklamalarının kitabın sonunda yer almasıydı; keşke sayfa altlarında olsaydı. Buna rağmen, bu çapta bir entelektüel yapıtın şaşırtıcı biçimde akıcı olduğunu söyleyebilirim. Her okurun kolayca altından kalkabileceği bir kitap değil ama sabredenlere büyük bir zihinsel tatmin sunuyor. Mutlaka okunmalı.
Foucault SarkacıUmberto Eco · Can Yayınları · 20211,948 okunma
Reklam
8/10
·432 syf.··
2025 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 21:31
ANA – Maksim Gorki Bir kadının, kendi korkularından özgürlüğe yürüyüşü... Oğlunun davasını sahiplenirken, fark etmeden bütün bir sınıfın annesi oldu. Ana, sadece bir annenin hikâyesi değil; şiddete, yoksulluğa ve suskunluğa mahkûm edilmiş bir kadının gözlerini dünyaya açma hikâyesi. Maksim Gorki’nin kaleminden çıkan bu roman, 1905 Rus Devrimi öncesinde, işçi sınıfının sefaletini ve umut dolu direnişini anlatıyor. Evinde sessiz bir kadınken, devrimin sesi oldu. Oğlu Pavel tutuklandığında, korkmadı. Bildiriler taşıdı, halka ulaştı, susmadı. Ve herkes ona artık sadece "anne" değil, "ANA" dedi. Çok güçlü, çok gerçek, çok dokunaklı. Kendi iç yolculuğunu tamamlayamamış herkesin mutlaka okuması gereken bir roman. Bir devrim sadece meydanlarda değil, bir annenin kalbinde de başlar.
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,4bin okunma
7/10
·408 syf.··
2025 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 17:51
Uğultulu Tepeler – Emily Brontë Emily Brontë’nin tek romanı olan Uğultulu Tepeler, gotik atmosferi ve çarpıcı karakterleriyle klasikler arasında kendine özel bir yer edinmiş bir eser. Kitap, alışıldık aşk romanlarından oldukça farklı; karanlık, yoğun ve yer yer insanın içini burkan bir anlatı sunuyor. Heathcliff ve Catherine’in ilişkisi, romantik edebiyatta sıkça idealize edilen aşklardan değil. Daha çok tutkuyla yıkımın iç içe geçtiği, sevgi kadar nefreti de barındıran bir ilişki görüyoruz. Bu yönüyle bazı okuyuculara rahatsız edici ya da ağır gelebilir; ama tam da bu duygusal karmaşa, romanı etkileyici kılan temel unsurlardan biri. Öte yandan, karakterlerin çoğuyla empati kurmak zor olabiliyor. Neredeyse herkesin içinde bir parça acımasızlık, kibir ya da hırs bulunuyor. Bu da romanı klasik “iyi-kötü” çizgisinden uzaklaştırıyor, ama bazen okurun bağ kurmasını zorlaştırabiliyor. Anlatım tekniği – yani çerçeve hikâye içinde başka bir hikâyenin anlatılması – ilk başta biraz karmaşık gelebilir. Ama ilerledikçe taşlar yerine oturuyor. Yine de, anlatının yer yer yavaşladığını söylemek mümkün. Sonuç olarak Uğultulu Tepeler, edebiyatta "aşk" temasına farklı bir bakış sunan güçlü bir klasik. Herkese hitap etmeyebilir ama sıradışı karakter yapıları, karanlık atmosferi ve unutulmaz sahneleriyle akılda kalıcı bir okuma deneyimi sunuyor.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,9bin okunma
7/10
·736 syf.··
2025 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 14:08
Gülün Adı benim için sabır isteyen, ama sabrettikçe insana çok şey anlatan bir romandı. Yer yer ağırlaştı, yer yer düşündürdü, ama hiçbir zaman anlamsızlaşmadı. William'ın sorgulayıcı zekâsı ve Adso'nun temiz duyguları arasında gidip gelirken, insanın akıl ve kalp arasında nasıl sıkışabileceğini hissettim. Jorge'nin karanlığı ise bana bir kez daha gösterdi: Kör inanç, bazen karanlıktan da karanlıktır. Ancak şunu da söylemeliyim: Romanın başında ve sonunda yazarın yaptığı uzun açıklamalar, hikâyenin akışını zaman zaman bozdu. Kurguya kaptırmak istediğimde, teorik açıklamalar arasında duraklamak, hikâyenin büyüsünü biraz kırdı. O anlarda roman değil de bir tez okuyormuşum gibi hissettim. Yine de kitabı kapattığımda içimde ağır bir sessizlik vardı. Bilginin yanışını izlerken, sadece bir kütüphaneyi değil, bir çağın suskunluğunu da hissettim. Ve anladım ki, bazı şeylerin geriye sadece adı kalıyor. Tıpkı bir gül gibi. Ve bazen, sadece o ad bile bir hayatı hatırlamaya yetiyor.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
10/10
·176 syf.··
2025 19. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 15:39
Reis Bey – Kitap İncelemesi Hayatta bazı dönüm noktaları insanı derinden sarsar ve değiştirir. Reis Bey’in hayatındaki dönüm noktası da merhametle yüzleştiği andır. Kibirli bir hakimin, vicdanıyla verdiği mücadeleyi ve ödenen bedelin geri dönüşünün olmadığını anlatan bu eser, insana “Merhamet nedir?” sorusunu tekrar tekrar sorduruyor. Necip Fazıl, merhametin ve vicdan azabının insan ruhundaki yıkıcı etkisini öyle bir işliyor ki, ilk yarıda karşımıza çıkan katı yargıcın yerini ikinci yarıda pişmanlık içinde kıvranan bambaşka bir adam alıyor. Merhametin kibirle savaşı bu kadar derin ve etkili anlatılamazdı. Reis Bey’in yanlış bir idam kararıyla başlayan hikâyesi, son pişmanlığın fayda etmediği bir sona evriliyor. Ve insan, vicdanın yükünü ne kadar taşıyabilir diye düşünmeden edemiyor. Tiyatro eserlerini seven herkesin mutlaka okuması gereken güçlü bir metin. "Göklerin Merhamet dolu olduğuna inanıyorum bizse umacı korkusuyla yorganın altına kaçan çocuk gibi nefsimizin beton çatısını tepemize çekmiş yaşamayı öldürüyoruz. Yağmur'un yalnız suyunu toplayabiliyoruz, ruhundan uzağız. Halbuki ne güzel isim koymuşlar ona: Rahmet."
Reis BeyNecip Fazıl Kısakürek · Ötüken Neşriyat · 20139,8bin okunma
Reklam