O gidince hayatlarınızın yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç içe geçtiği yeri bu müşterek alandaki şahsi Hikayene yani onun yanındaki seni de kaybediyordun sadece onu anlatacağın şeyleri kaybediyordun karşılıklı oturduğumuz masaları kaybediyordu mesela
Hayat bu değil mi aslında? iç içe geçmiş insan hikayeleri. Bazen bir trende bazen bir okulda bazen bir sokakta aslında yaşamın her alanında olan insan hikayeleri. Bir isimde gördükleri ile geçmişe dönen, yaşamlarını sorgulayan biraz da çözümleyen, üç karakter var bu romanda. Ve tabii kapak kızı Şebnem(gizli ama belki de romanı yazdıran esas karakter) karlı bir kış günü Ankara’dan İstanbul’a giden bir trende Selin Bünyamin ve Ersin’in tesadüf eseri kesişen hikayelerini okuyacaksınız. Bir yandan içinde olduğumuz sahte yaşamları ,aile bağlarımızı ,arkadaşlık ilişkilerimizi ve sahte de olsa bu yaşamdaki seçimlerimizin nelere mal olduğunu göreceğiz. Korktuğumuz ,çekindiğimiz , konfor alanımızı bırakamadığımız ya da sevdiklerimizden kopamadığımız için yaptığımız seçimlerimizi… bir yandan da trenin yolda ilerlemesi gibi(burada çok güzel bir metafor olmuş bence) elimizden farkında olmadan akıp giden kaçırdığımız anları gözlerimizin önünde canlandırmamıza sebep oluyor bu roman. Sıcak yuvasını kurmasını ,sahiplenmesi ve huzur içinde yaşamayı isteyen Bünyamin ve eşi Cennet …Bünyamin’in cennete kıskançlığını ve sevgisini tanık oluyoruz. Ersin’in korkaklığına sevdasına arkasında durmaması elalem ne der kaygısına ve aslında kendi yaşamından çaldıklarına kızıyorsunuz . Selda gibi empati kurmak istiyorsunuz ,yargılamadan …
Şebnem‘i daha iyi anlıyorsunuz o zaman. Allah çirkin şansı versin diyesim geldi tam bu arada. Kendinizi tanıyarak elalem ne der kaygıların arınarak, başkalarını yargılamadan yaşamayı
deneyelim çünkü hepimizin bir yaşamı var yaşanacak.