Yüksek sesle okumayı çok sevdiğim şiirler var. Sesim onları okumaya bile çıkmıyor.Sevdiğim şeyleri korkusuzca yapmayı ,hiç kimseyi düşünmeden kendimi dinleyebilmeyi ,içimden gelerek yüksek sesle şiirler okuyabilmeyi özlüyorum. Daha çok kendimi özlüyorum,benliğimi özlüyorum. Istediğim yerle ait olduğum yer arasındaki uçurumu görebilme ihtimali beni gerçeklere bakmaktan alıkoyuyor. Yolda olmayı seviyorum ama yola bakmak bile içimden gelmiyor. Bir tarafım bu bir kariyer planı değil bu senin hayalindi diyor bir tarafım ait olmadığın kumsallarda ait olmadığın havayı soluyorsun diyor. Denize dalıp derinliklerde inci aramaya da dönüp kendi kumsallarımda kendi gökyüzüme bakmaya da cesaretim yok. Ama en güzel inciler hep en derinlerde olanlardır diyen yanım; benim gözlerimden yaşlar akıtan , durduk yere bir çocuğa bakıp gülümseten ,yüksek sesle şiirler okurken heyecanlandıran yanımla aynı ve ben en çok o en cesur en umutlu yanımı seviyorum..
Ölümle düelloya tutuşmayınca, yaşam trajik boyutunu yitiriyor ve artık aynı tadı olmuyor.Ölümlü olma duygusu, özgürlük arzusunun temeli,hem felsefenin hem de sanatın varoluş nedenidir....