Yeni ölen kişilerin ağzına ayna tutarmış eskiler. Buğulanmıyorsa ayna ölmüşsün kesin! Fakat hâlâ buğulanıyor cam, cana işaret etmede. Ey ölülerin arasında boylu boyunca uzanan! Anladık hâlâ kalbin çarpıyor. Kalbimizi çarptırıyor o derin gülümseme.
İnsanların çoğu tembellikten yorulmaktadır. Tembellik yorucu bir faaliyettir ve oluşturduğu yorgunluk ancak meşgul olmakla geçer. Genelde hayatta yorgunluktan sızlanan insanların büyük bir kısmı en az çalışanlardır.
Şu şikayeti sıklıkla duyarız: “Kitap okuyorum fakat hiç aklımda kalmıyor.” Burada da insanlar genellikle akıllarında kalanın ne olduğunu kitabı bitirip düşündüklerinde “Neyi hatırlıyorum?” sorusuna verdikleri cevapla ölçerler. İşin aslı bu sadece bir hafıza sınamasıdır. Oysa öğrenmek böyle değil, küçük bir çocuğun süt içmesi gibidir. Süt nereye gitti? Koluna mı gövdesine mi? Hangi süt damlası hangi eti oluşturdu? Bunları bilmek imkânsızdır. Vakıada gözlenen şey, çocuğun büyüdüğüdür. Kitap okumak da yaklaşık bunun gibi bir şeydir."