Gülsüm Yalçın

8/10
·108 syf.··
2022 6. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2022 03:12
İş ve eğitim hayatına evladını yetiştirebilmek için ara veren biri olarak tam benlik bir kitap olduğunu düşünerek aldım ve bir solukta okuyup bitirdim. Kitabın bazı yerlerinde duygulandım, ağladım. Bazı yerlerinde gülümsedim. Anneliğin vermiş olduğu duygular ile okudum ve bende evladıma ilerde okuması için hatıralar yazmaya karar verdim. İslami bakış açısıyla değinilen konuların her biri altın değerindeydi kısa, öz bilgilerdi. Anne olmanın ve çocuk bakmanın küçümsendiği, kariyer yapmanın ise yüceltildiği bir devirde, anne olmanın yüceliğini ve kutsallığını anlatan güzel bir kitaptı..
Çocuk Bakmak İçin mi Okudun?Eda Arpalı · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202126 okunma
Reklam
10/10
·240 syf.··
2020 25. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 03:42
Howard Becker Chicago doğumlu Amerikalı bir sosyologdur. Alanında çeşitli araştırmalarda bulunmuş, yazılar yazmış ve editörlük yapmıştır. Kendini birçok insana yazı yazma üzerine özel ders verirken bulduğu bir sırada hepsiyle aynı anda uğraşmanın daha ekonomik olacağını düşünerek bu konuda dersler vermeye başladığını belirtmektedir. Yazı yazmada karşılaşılan sorunlar ile baş edebilme üzerine yazdığı dokuz bölümden oluşan kitabında gerek bu derslerden gerek kendi tecrübelerinden bahsederek okuyucunun bu sorunların çözümü için fikirler edinmesini hedeflemektedir. Yazar Becker, 30 yıldan fazladır profesyonel yazı yazan biri olarak öğrencilerine dersler veren bir sosyologdur. Kitabında da öğrencilerinin yazma konusundaki birtakım kaygılarının olduğundan bahsetmektedir. Bu kaygıların birincisi öğrencilerin yazmayı organize edememesi, ikincisi ise yazmanın kafa karıştırıcı ve karmaşıklıklarla dolu bir dünya olarak düşünülmesidir. Ayrıca öğrenciler, yazdıklarını yanlış olacağı ve insanların kendilerine güleceği korkusu ile de yazmaktan çekilmektedirler. Bu sebeple yazdıkları yazılarda birçok hatalar yapmaktadırlar. Kapalı anlam ifade eden cümleler, etken yerine edilgen fiiller ve yazarın anlamsız işgalciler olarak ifade ettiği gereksiz sözcük kullanımı bu hatalardan bazılarıdır. Becker bu hataların düzeltilmesi hususunda kendisinin bir yazı kuramı geliştirdiğini belirtmektedir. Kuram, öncelikle yazıyla ilgili bir kabataslak yazmak ile başlayıp düzeltme ve yeniden yazma ile devam eden bir süreci içermektedir. Ayrıca yazı taslak halinde iken hedef kitleden bir okurun yorumunun alınmasını da tavsiye etmektedir. Yazar persona ve otorite bölümünde bir öğrencisinin yazısını örnek göstererek akademisyenlerin daha havalı olmak için seçtiği kelimelerden bahsetmektedir. Bu kelimeler
Sosyal Bilimcilerin Yazma ÇilesiHoward S. Becker · Heretik Yayıncılık · 2013237 okunma
10/10
·200 syf.··
2020 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 05:44
Jules Payot 1893’te yazmış olduğu bu kitabı, psikoloji eğitimini sevdiren, Fransa’da metafiziğin psikolojiden ayrılmasına öncülük eden kişi olan Theodule Armand Ribot’a adıyor. Kitabında tembellik ve isteksizliğin kıskacında olan bir gencin nasıl kurtulabileceğini beş bölümde farklı hususlardan ele alarak incelemektedir. Birinci kitap: meseleye giriş Payot birinci kitabın birinci bölümünde isteksizliği mücadele edilecek düşman olarak ele almaktadır. Bazı insanların çaba göstermekten ve süreklilik gerektiren bir çabadan korktuğunu belirtmektedir. Bu durumu düzenli çalışmaya zorlanan bir çocuğun isteksizliği ile örneklendirmektedir. Medeni ve tembel toplumun farkının; medeni toplumun az da olsa düzenli, tembel toplumun ise anlık büyük çabalar sonucu uzun dinlenmeleri tercih etmeleri olduğunu belirtmektedir. Payot’un bu bölümde eleştirdiği meselelerden biri de okullardaki ezberci eğitim sistemidir. Bu sistemin zihni tembelliğe yol açtığını ve bütün öğrenme mekanizmamızı ağırlaştırdığını, öğrencilerin yaratıcılığını ve becerilerini köreldiğini belirtmektedir. Bu durumun da kişisel gayret eksikliğine sebep olduğunu söylemektedir. İrade terbiyesinin eğitimde de ciddiye alınması gereken bir mesele olduğuna değinmektedir. İkinci bölümünde ise, amacımızı unutmamak için İradi biçimde dikkat kesilmek ve sebat göstermek gerektiğini belirtmektedir. Bir ürün ortaya koymak için dikkat etmek, konsantre olmak ve kendini tanımak kriterlerinin gerekliliğini belirtmektedir. Akabinde fikrin olgunlaşması için kararlı ve istekli olmak gerektiğini, tembelliğin bizi bu yoldan alıkoymasına müsaade etmemek gerektiğini belirtmektedir. Üçüncü bölümde ise irade terbiyesinde cesaret kırıcı teorilerden bahseder. Bu teorilerden birincisi Kant tarafından ortaya çıkarılan değişmez karakter mevzusudur.
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
9/10
·152 syf.··
2020 3. kitabı
Martı Jonathan Livingson Hızla akıp giden günümüz dünyasında belkide çoğumuz fark etmeden birbirimizin aynısı oluyoruz. Hayata bakış açımız dümdüz ve detaysız bir hal alıyor. Martıların dünyasında da bu aynıydı ve neredeyse bütün martılar klonlanmış gibiydi. Kuşların tek derdi uçmak ve yemek bulmak. Peki insan oğlunun da tek derdi yaşamak ve yeme-içme midir? Nasıl ki martı Jonathan Livingson gibi bazı martıların tek amacı yemek yeme değilse, insan oğlunun da tek amacı hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için yaşamak-çalışmak olmamalıdır. Bu dünyaya sadece yeme-içme için gelmediğimizi idrak edebilmeliyiz. Kâinatta belki bir zerre teşkil ediyor olabiliriz fakat Rabbimiz için her birimiz ayrı değerdeyiz. İnsanlar bu değerden habersiz. Kimisi bu değeri iyice yitirip bertaraf ediyor. Kimisi ise değerine değerler katıyor. Sonra o değerine değerler katanlar etraflarındaki insanları da bir mücevher ustasının taşı işleyerek değerli hale getirmesi gibi insanlara yol göstererek kemale ermelerine vesile oluyorlar. Kitapta martı Jonathan Livingson’un kendini keşfetmek için çabalaması ve asla pes etmemesi beni çok etkiledi. Jonathan’ı yeri geldi anne-babası yeri geldi arkadaşları yaptığının yanlış olduğunu söyledi, diğer martılar gibi sadece yemek bulmak için uçmasını söyledi. Yeri geldi mahkemede yargılandı, dışlandı, sürgün edildi. Ama o asla kendini keşfetmek tutkusundan vazgeçmedi. Keşiflerin en büyüğü kendini keşfetmektir bence. Bu belki bir ömür sürer ancak kendini keşfeden, yeteneklerini ve becerilerini bilen kişi herkesten bir adım öndedir bence. Martı Jonathan’ın bu konu hakkındaki bir sözünü çok beğendiğimi ifade ederek bahsetmek istiyorum: ‘ Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 202080,1bin okunma