Peygamber (sav) de şöyle buyurdu:
إِذَا رَأَيْتُمُ الْمُؤْمِنَ صَمُوتاً وَقُوراً فَادْنُوا مِنْهُ فَإِنَّهُ يُلَقِّى الْحِكْمَةَ
"Sessiz ve vakur bir mümin gördüğünüz zaman ona yaklaşınız. Çünkü o, hikmeti telkin eder."
Madem mesleğimiz a'zamî ihlastır; değil benlik, enaniyet, dünya saltanatı da verilse bâki bir mesele-i imaniyeyi o saltanata tercih etmek a'zamî ihlasın iktizasıdır.
Ve cihad-ı maneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlahiyeye karışmamaktır ki "Bizim vazifemiz hizmettir, netice Cenab-ı Hakk'a aittir; biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz."