Büyük düşüncelerin adamı olmaktan haz duyuyordu. İnsanoğlunun dertlerine yabancı değildi. Bazen, insanların çektiklerini düşünerek ruhunun derinliklerinde için için ağlıyor, acı çekiyor; bazen de içine garip, nedensiz bir hüzün çöküyor, uzaklarda bir dünyanın, belki de Ştoltz'un onu bir zamanlar yönlendirdiği dünyanın özlemini çekiyordu...
Sabahleyin yataktan kalkıp kahvaltısını yaptıktan sonra hemen divana uzanıyor, başının ellerinin arasına alıyor, gücünü esirgemeden düşünmeye başlıyordu. Ancak kafası bu zor , sıkı çalışmadan iyice yorulunca, vicdanı ona ''İnsanlık için yeterince çalıştın bugün!'' deyince düşünmeyi kesiyordu.
Var olan ve çok eskilerde varolmuş yasaları öğrenmiş, pratik hukukçuluk kursunu bitirmişti ama gene de, evde bir hırsızlık olayı olduğunda polise bir dilekçe yazmak için eline kağıt kalem almış, düşünmüş, düşünmüş, sonunda dilekçe yazan bir yazıcı çağırıp ona yazdırmıştı.
Öyle insanlar vardır ki, istediğiniz kadar eziyet edin onlara, içlerinde bir düşmanlık, öç alma, intikam gibi duygular uyandıramazsınız. Ne tür kötülük yaparsanız yapın, gene gelir sokulurlar size. Bu çeşit insanlar için onların herkesi sevdiklerini, çünkü iyi yürekli olduklarının söyleseler de yanlıştır bu, hiç kimseyi sevmez onlar, iyi yürekli olmaları yalnızca kötü niyetli olmadıklarındandır.