İşine yaramayan, eskimiş, bozulmuş olan her şeyden hemen kurtulma refleksi içinde çağımız insanı.
Telefonun mu bozuldu bir üst modeliyle değiştir. Ütü çalışmıyor mu yenisini al. Arkadaşın canını mı sıkıyor, görüşme. Sevgilin artık sana iyi gelmiyor mu, hemen engelle. Kedi çok mu hırçın çıktı, koy kapının önüne. Köpeğine tuvalet eğitimi veremedin mi, bir akşam bırak yol kenarına. Kaktüsün iğneleri çok mu batıyor, at çöpe gitsin.
İşe yaramıyorsa, iyi gelmiyorsa, onun istediği gibi ve istediği şekilde değilse, hayalindeki koşullarda ya da kriterlerde değilse, ondan derhal KURTULMAK gerektiğine karar veriyor hiç düşünmeden.
Yaşlı çifte sormuşlar:
“Tam 65 yıldır aynı yastığa baş koyuyormuşsunuz. Bunca yıl bir arada kalabilmeyi nasıl başardınız?”
Yaşlı cift cevap vermiş:
“Eskiden bir şeyler kırıldığında TAMİR edilirdi, çöpe atılmazdı…”
“O halde kendini yargılayacaksın,” dedi kral. “En zoru da budur. Kendini yargılamak başkasını yargılamaya benzemez. Eğer kendini yargılamayı başarabilirsen, o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmışsın demektir.”