Orhan Pamuk'un bence en iyi romanı. Bunun çok iddialı bir cümle olduğunun ve daha da önemlisi yazarın da bu konuda benimle aynı fikirde olmadığının elbette farkındayım. Ama önemli değil; bence Pamuk'un, insanın içine tatlı bir hüzün dolduran çok sevimli bir eseri bu roman. Elbette bir Benim Adım Kırmızı değil, bir Kara Kitap hiç değil; ama onların durumu çok farklı; ben de bu iki romanı yazarın opus magnumları olarak kabul ediyor ve çok başka türlü bir hayranlıkla okuyorum. Özellikle Benim Adım Kırmızı'nın akıllara durgunluk veren bir emeğin ve çok farklı bir bakış açısının eseri olduğunu biliyorum. Fakat Sessiz Ev, o basit adından başlayarak, kahramanlarının küçük dünyalarına açılan sonsuz sayıdaki pencerenin vaatkarlığıyla çok farklı bir yapıt gibi geliyor bana. Ayrıca Orhan Pamuk'un kurmaca metinleri için hala en iyi başlangıç olduğunu düşünüyorum. Sessiz Ev
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Orhan Pamuk, zaman zaman böyle kitaplar yayımlamayı seviyor. Doğrusu ben de istikrarlı bir Pamuk okuru olarak, onun bu türden kitaplarını okumayı ve sonraları da zaman zaman karıştırmayı seviyorum. Veba Geceleri'nin üzerinden beş yıl geçti ve Pamuk bu süre içinde yeni bir roman yayımlamadı. Aslında makul bir süre ve onun genel tarzına da uygun bir durum. Ama sanırım bu son kitabının bir yerinde de hala yeni bir roman yayımlamadığı için endişeli olduğunu söylüyordu. Okularının beklentilerini bu kitapla karşılamak istemiş olmalı.
Kitapta Pamuk'un farklı konulardaki yazıları yer alıyor. Farklı dönemlere ilişkin hatıraları, kitaplar ve yazarlar hakkında düşünceleri, resimler ve ressamlara dair yorumları ve bazı röportajları. Özellikle Masumiyet Müzesi hakkında epeyce yeni bilgi ve yorum içeriyor kitap.
Meraklısına tavsiye ederim. Kelimeler ve Resimler
Ayet ve Slogan
Ruşen Çakır'ın 35 yılı aşkın bir süre önce yayımlanmış olan ve bugünden bakıldığında epeyce eskimiş gibi görünen bu kitabı, Türkiye'deki İslami yapıların yakın geçmişinin anlaşılmasında hala önemli bir kaynak niteliği taşıyor.