Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Çünkü anlamak bir ortak dil gerektirir. Ortak dil ise, ortak yaşam/ortak bilgi/ortak birikim/ortak düş
Kimi yerde, ortak düşüş demektir.
Ortak değilse bile, yakın/benzer gibi.
Her şeyin zamanı ve gökler altında her işin vakti var ;
Doğmanın vakti var ve ölmenin vakti var ;
Dikimin vakti var ve dikilmiş olanı sökmenin vakti var ;
Öldürmenin vakti var ve şifa vermenin vakti var ;
Yıkmanın vakti var ve bina etmenin vakti var ;
Ağlamanın vakti var ve gülmenin vakti var ;
Dövünmenin vakti var ve oynamanın vakti var ;
Taşları atmanın vakti var ve taşları devşirmenin vakti var ;
Kucaklaşmanın vakti var ve kucaklaşmadan çekinmenin
vakti var ;
Aramanın vakti var ve yitirmenin vakti var ;
Saklamanın vakti var ve atmanın vakti var ;
Yırtmanın vakti var ve dikiş dikmenin vakti var ;
Susmanın vakti var ve söylemenin vakti var ;
Sevmenin vakti var ve nefret etmenin vakti var ;
Cengin vakti var ve barışmanın
vakti var .
Kral Süleyman,Zebur
Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol insanı bu Cevdet gibi, muvaffakiyete götürür. Kimininkini de benim vardığım şahikaya( doruğa) çıkarırdı. Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
Şimdiye kadar kadınlar âlemini hiç tanımamıştım. Erkeklerden çok canım yanmıştı da kadınları hep onların zulmü altında ezilen mazlum, dilsiz melekler sanıyordum. Halbuki onların arasında da neler varmış...
"Bu kadar zaman içinde ben nasıl bu kadar değiştim ?" diye düşünüyorum.
Evet ben şimdi büsbütün başka bir adam oldum. Bir köşede kendimi unutturmaktan, başıma dinlemekten başka bir şey istemiyorum.