Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Romanda okuduğumuz, kişisel varlığını bile hiçe sayarak kahramanca başkalarına yardım edenlere, birbirleriyle dayanışanlara, 2020'deki salkında da tanık oluyoruz ; aynı şekilde bencillere, çıkarcılara, açgözlülere de... Yine kızıl veba salgınında elindeki olanaklarla sadece kendini kurtarmaya bakan kapitalistlere Koronavirüs salgınında da işçilerini içten kovan ve ücretsiz izne çıkaran günümüz kapitalistleri arasındaki devamlılığı fark ediyoruz.
Aynı eski hikaye yeniden, yeniden yaşanacak. Sayısı artan insanlar savaşmaya başlayacaklar. Barut sayesinde insanlar milyonlarca insan öldürecek ve çok ileride bir gün yeni bir uygarlık, sadece bu yoldan, ateş ve kan üzerinden evrilecek. Peki bunun faydası ne? Eski uygarlıklar nasıl yıkıldıysa bu yeni uygarlıklar da geçip gidecek. O uygarlığı inşa etmek elli bin yıl alsa da geçip gidecek. Zaten her şey geçip gider. Geriye sadece kozmik güç ve madde kalır, onlar da ebediyen devam edecek, sonu gelmez bir akış içinde birbirleriyle itişip çekişecek ve o ölümsüz tipleri ortaya çıkarır: rahibi, askeri ve kralı.