Halil Cibran'ın felsefesi zıtlıklar üzerine kuruludur. Bunu bu kitabında verdiği şu gibi ifadelerden anlayabiliriz:
- O uyanış ki benim en derin düşümdür.
-... geride kalan ışık bir başka ışığın gölgesi olur.
- ... özgürlüğünüz, daha büyük bir özgürlüğün prangası olur.
Okunduğunda farklı bakış açıları kazandırabilecek, kazandırmasa da zaten farkında olunan ama üstüne bilinçli bir düşünme eylemi gerçekleştirilmeyen konuları yazılı olarak ifade eden bir kitap.
Kitap son yirmi sayfasına kadar inanılmaz ilgi çekiciydi fakat ancak bu kadar kötü ve anlamsız bitebilirdi. Resmen her şey bir rüyaydı minvalinde bir sonla bitirilmiş. Eğer yaşanan her şey gerçek olsaydı belki çok trajik hatta belki çok ütopik olacaktı ama hayret etmeden geçemeyecektik. Bittiğinde bir süre bizi duvara baktıran bir kitap olacaktı, şimdiyse: her şey bir kurmacaymış işte ya…
Bir aşkın tarihi adlı hikaye güzeldi, aşkı, karşılıksız aşkı çok güzel anlatıyordu
fakat diğer hikayeler fazla yüzeyseldi ve bence sıkıcı konuları sıkıcı ve abartılı bir dille anlatmış.
Bir Aşkın TarihiMehmet Rauf · İthaki Yayınları · 20241,669 okunma
“Zarafet soğuktur.”
“Zarafet kirlidir.”
“Biz Doğulular en ücra yerlerde gölgeler oluşturur, onlardan güzellikler yaratırız.”
Üstüne çok düşündüğüm üç cümle ve bence kitabın da özeti olan üç cümle. Karanlığın içindeki ışıltıyı vurgulayan, karanlığı hiç düşünmediğim bir açıdan düşünmemi sağlayan bir kitaptı.
Hikayeleri belirsizlikle bitirmesini sevmedim. Ve her hikayede mutlaka ‘dramatik’ bir cinayet işlenmesi de bir noktadan sonra beklendik olduğu için hikayeler sıradan olmaya başladı.