Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle...
Ve sordular: Neresi daha karanlık bu alemin? Ve ben cevap verdim: sevginin olmadığı her yer.

Farid Farjad

Günaydın, gökyüzü bu kadar aydınlıkken, sevgisiz yer kalmamalı, durmayın lütfen sevgiyi dağıtmamız gereken çok yer var daha ve inanın yardımınız gerekiyor..:)

Bu alıntıyı hangi şahıs şikayet etti? Bari şu şikayet eden maskeyi kaldırın şikayet yerine yazsın olmuyor böyle!

Bir de “Kara” diye bir kompozisyon var. Hayli çetin ve karanlık. Şimdilik altmış-yetmiş mısra kadar var. Her ikisini de iyice bitirmeden göndermek istemiyorum.

Perişan etmiş

Kara sütü, kara sevdayla seni. Ve kara memelerinde dişlerin âsi Karadır, upuzun yattığın gece.

Ve kan tadında bir konca

ezer şerbetini mısralarınca. De be, aslan karam,

De, yiğit karam.

Hangi kaderin yazısı Zorlu yazısı,

Belânda...

Vurmuş,

Demirlerin çapraz gölgesi,

Alnına, galip ve serin.

Künyen çizileli kaç yıldız uçtu,

Kaç ayva sarardı, kaç kız sevişti.

Gelmemiş kimselerin...

De be, aslan karam,

De, yiğit karam.

Hangi zehirin meltemi,

Saran meltemi Hülyanda...

Hakikatli dostun muydu,

Can koyduğun ustan mıydı,

Bir uyumaz hasmın mıydı?

Ooof de, bunlar olsun muydu.

De be, aslan karam De, yiğit karam.

Hangi kahpenin hançeri,

Saklı hançeri,

Yaranda..."


Affet, fazlaya kaçtım. Ama sen halden anlarsın. Şâir adam, ayrılıkta, o namussuz ayrılıkta, firaklı şiirler yazmaz da ne yapar. Benim aziz Leylâm, sevgili belâm. Ya sen olmasan, ben ne bok yerim, neye yararım? Mânâsız bir otomatisme’in, mânâsız bir fiziğin, kahrolası boşluğunda, ben garip, ben duyan, ben yirmi dört saatte, yirmi dört bin parça olan, ne yapardım?

Gözlerinden öperim. O güzel burnuna yıldızlarca öpücük... Bana yaz! Ben daha buradayım. Eğer Diyarbakır’a yazdıysan, annem alır, açmadan bana gönderir. Ben giderken sana yazarım. Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni. Tekrar öperim.

Senin.

Leylim Leylim,

Leylim Leylim, Ahmed ArifLeylim Leylim, Ahmed Arif

Büşra Şahin, bir alıntı ekledi.
54 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.Hani kurşun sıksan geçmez geceden.Anlatamam nasıl ıssız , nasıl karanlık.Ve zehir zıkkım cigaram.Gene bir cehennem var yastigimda.

Leylim Leylim, Ahmed ArifLeylim Leylim, Ahmed Arif
Döngüsel, Daha'yı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday Daha kitabı, yazarın Doğan Kitap tarafından yayınlanan sekizinci kitabıdır. 2000 yılında yayınlanan Kinyas ve Kayra kitabıyla adından söz ettiren yazar, 2002 yılında Zargana, 2003 yılında Piç, 2005 yılında Malafa, 2007 yılında Azil, 2009 yılında Ziyan ve 2011 yılında Az kitaplarını yazmıştır. İlk baskısı 2013 yılında yapılan Daha romanı 417 sayfadır. Eleştirmenlerce yazdıklarının türü yer altı edebiyatı olarak kabul edilse de, yazar kendini herhangi bir türe sığdırmayı kabul etmiyor.

Hakan Günday Daha kitabı, Arthur Rimbaud’dan bir alıntıyla başlıyor: “Dayanılmaz olan tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır” diyor Rimbaud. Bu cümleyi anlamaya vakit bulamadan kendimizi Gaza’nın hazmedilmesi zor yaşamının içinde buluyoruz.

İlk bölüm: Sfumato

Kitap, her biri Rönesans dönemindeki resim tekniklerinin biriyle isimlendirilen 4 temel bölümden oluşuyor. Bu bölümlerle, romanın kahramanı Gaza’nın ruh hali arasında bir bağlantı kuruluyor. İlk bölüm olan Sfumato bir tür gölgelendirme tekniği olup aydınlıktan karanlığa geçişi ifade etmek için kullanılır. Bu bölümde, Gaza’nın Afganistan’dan Avrupa’ya kaçak göçmen taşıyan babasıyla ilişkileri anlatılıyor. Gaza’nın annesi onu doğururken ölmüştür ve Gaza, daha doğduğu anda hayatın karanlık yüzüyle karşılaşmıştır. Kitaba ismini veren Daha, göçmenlerin bildiği tek kelimedir. Ayrıca Gaza’nın babasının isminin tersten okunuşudur: Ahad.
İkinci bölüm: Cangiante

İkinci bölüme ismini veren Cangiante; gölgelendirme yapılırken renklerin daha açığının ya da daha koyusunun oluşturulamadığı durumlarda başka bir renge geçmeyi ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu bölümde Gaza, babasına annesiyle ilgili sorular sorar, fakat bu sırada babasının kullandığı göçmen dolu kamyon kaza yapar. Kitabın beni en çok etkileyen bölümlerinden biri de bu kazadır. Gaza, cesetlerle dolu bir çukurda günlerce kalmak zorunda kalır. Hayatta kalmak için verdiği mücadelede deliliğin sınırlarını zorlar.
Üçüncü bölüm: Chiaroscuro

Chiaroscuro, ışıkla karanlığın zıtlığını vurgular ve birbirlerinden keskin bir şekilde ayrılmalarını ifade eder. Kaza sonrası geçirdiği travma nedeniyle akıl hastanesine yatırılan Gaza, insanlara dokunma konusunda ciddi sorunlar yaşar. Kalabalık içine çıkamaz, eldiven olmadan biriyle el sıkışamaz.
Dördüncü bölüm: Unione

Unione, renklerin buharlaşarak birbirine karışmasını ifade eder. Sfumato’dan farklı olarak Unione’da renkler canlı ve parlaktır. Çocukluğunu yaşamadan bir göçmen tacirine dönüşen Gaza, Afganistan yolculuğunda insanları linç etmeye başlar, daha sonra ise içindeki suçluluk duygusundan arınmak için ölüme gider.
Hakan Günday Daha Kitabı İncelemesi

Gaza, kitabın kahramanı, 9 yaşında. Ve bu yaşta hayata dair öğrenmemesi gereken ne varsa hepsini yaşamış. Çok erken bir yaşta atılmış hayata, çok zeki bir çocuk. İnsan kaçakçılığı yapan babasının yanında çalışan bir çırak o.

Gaza, her şeyden nefret ediyor. İnsanı öldürenin, yaşadığı koşullar değil sadece kendisi olduğunu söylüyor. Göçmenlerden, göçmenlerin depoda tükettikleri hayattan, hayatta kalabilmek adına içlerindeki en güzel kızı yem olarak Gaza’ya sunmalarından, her şeyden nefret ediyor. Ve babasından, ona benzemekten deli gibi korktuğu babasından, en çok önemsenmek istediği kişi olan babasından nefret ediyor.

Hakan Günday’ın duygulara bu kadar yoğun temas edebilmesi, özellikle nefreti, acıyı, kini, mutsuzluğu bu kadar derinden hissettirebilmesi, beni kitaplarına bağlayan başlıca özellik. Kimi yorumcular bunu abarttıp süslü ifadelerle popülerleştirmeye çalıştığını iddia etse de bu, onu itici olmaktan ziyade daha da okunabilir kılıyor.

Keyifli okumalar.

Hülya Dönmez, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

"Karanlık Yeryüzünü Sardığı Zaman,
Yıldızlar yere düştüğü zaman,
Deryalar kuruduğu zaman,
Merhamet unutulduğu zaman,
Ateş yeryüzüne hakim olduğunda,
Güneş Hilali doğacak
Ve bir Türk, insanlığa tekrar adaleti getirecek.
Atının yelesi alevden,okunun tüyü kartaldan olacak."

Osman - Birinci Kitap, Beyazıt AkmanOsman - Birinci Kitap, Beyazıt Akman

Canandan Ayrı Düştüm :
Bülbül gibi gülistan bostandan ayrı düştüm.
İstemem altın kafes vatandan ayrı düştüm

Ey gam öldürme beni bu hicran gecesinde.
Zira bir güneş yüzlü handandan ayrı düştüm

Gönül feryad ediyor karanlık gecelerde.
Gamlıyam bir mah cemal sultandan ayrı düştüm.

Hicran ile ne hale geldiğimi soranlar.
Sormayın ahvalimi ben candan ayrı düştüm.

Selim’i kınayanlar bilmez ıstırabımı.
Şu canıma can katan canandan ayrı düştüm.

Barika, Yavuz Sultan SelimBarika, Yavuz Sultan Selim
Ayşegül, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu

İleriye atılmayan her adımın insanı geriye götürdüğünü ve yaklaştırmayan anların muhakkak uzaklaştırdığını karanlık bir şekilde seziyor ve içimde sessizce yanan, fakat günden güne büyüyen bir endişenin yer etmeye başladığını hissediyordum.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 109)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 109)
Fox Mulder, bir alıntı ekledi.
6 saat önce

Karanlık göğü böyle bir baştan bir başa dolduran yıldızlar gerçekte ölülerin, seni böyle yalnız bırakıp gidenlerin ruhları değil miydi?

Allah'ın Kızları, Nedim Gürsel (Sayfa 30 - Doğan Kitap)Allah'ın Kızları, Nedim Gürsel (Sayfa 30 - Doğan Kitap)