"Gerek yok " dedi yaşlı adam. " Lordlarin yemeklerini son denediğim zaman 3 gün boyunca midem ağırmıştı. Yeni tatlar da yeni fikirler gibidir genç adam; ne kadar yaşlanırsan, hazmedilmeleri de senin için o kadar zor hâle gelir."
Bir süre sonra aşağılık kompleksinin üstesinden geleceksin. Belki. Bu konuda yapabileceğin bir şey yok. Geceleri dolaşmaya dikkat et sadece. Kızgın güneş seni zorlayacaktır muhakkak. Ve yaz geceleri de kolay geçmeyecektir. Dolayısıyla iyisi mi, serin havaları bekle ilk altı ay en iyi dönemin. Yedinci ayda suyun çekilmeye ve kurtçuklar oluşmaya başlayacak. Sekizinci ayın sonunda işlevselliğin azalacak. Onuncu ayda yorgunluktan tükenmiş bir halde uzanacak ve kaderinden ağlayacaksın; işte o zaman bir daha hiç hareket edemeyeceğini anlayacaksın.
Ama tüm bunlar yaşanmadan önce düşünmen gereken çok şey var ve bitirmen gereken çok sayıda iş. Şakaklarındaki etler düşmeden önce birçok doşünceyi yeniden gözden geçirecek, eskiden hoşlandigin ve hoşlanmadığın birçok şeyi zihninde çevireceksin.
Senin için yeni bir şey bu. Yeniden doğuyorsun. İçinde bulunduğun rahim ipek astarlı; mis gibi sümbül ve keten kokuyor. Sen doğmadan önce, topraktaki milyonlarca böceğin kalp atışları dışında tek bir ses duyulmuyor, tek bir çıt çıkmıyor. İçinde bulunduğun rahim ahşap, metal ve kadife, toprak ananın bağrında bir cep, kasvetli ve amansız bir hava boşluğundan başka bir yaşam desteği sunmuyor sana. Artık tek bir şekilde yaşayabiliyorsun. Harekete geçmen için sırtına vuran duygusal bir el olmalı. Bir arzu, bir ihtiyaç, bir duygu. Sonra bir bakmışsın ki silkiniyor, doğruluyor ve alnıni ipek kapli ahşaba çarpiyorsun. O duygu tüm bedenini sarıyor, seni çağırıyor. Yeterince güçlü değilse o duygu, bitkinlikle olduğun yere yığılacak ve bir daha uyanmayacaksın. Ama bir şekilde onunla büyürsen, yukarıya doğru tırmalarsan, uzun uzun, yavaş yavaş, bıkmadan usanmadan günler boyu çalışırsan, üzerindeki toprağı santim santim atmanin bir yolunu bulur ve nihayet bir gece, karanlığı yarıo dışarı çıkar ve
Azizim bu ne fedakarlık! Ben bir insanda bu kadar iyilik bulunabileceğine inanayım mı? Belki başka zaman inanırdım. Fakat bugün. Bugün inanmak mümkün mü? Bir insan bir insana kötülükten başka ne yapabilir? Kimi kandırıyoruz? Bana öyle riyakar gözlerle bakmayın! Masum tavırlar beni deli ediyor. Ben de sizin gibi masum suratlar almasını bilirdim. Ama bu suratın arkasında ne saklı olduğunu da biliyorum. İnsan dedikleri mahlukun bütün çirkef taraflarını artık gördüm. Burun buruna nefesini koklayarak gördüm.