En başta döner söz, unutulmuş gibi:“nasıl başladınız? “Sıkıntın katlanır. Mazlumla çok erken tanıştım, dersin. Gözyaşı götürdü beni harfleri. Alın çizgileri götürdü insanın yalnızlığından utandım. Taşların, yaprakların, böceklerin susuzluğu önünde ürperdim. Yazdım. Sonra yazdıklarımla hayata baktım başkalarını sevecek, onurumu koruyacak, yaşadığımı hak edecek başka bir şeyim olmadığını anladım.
Kalbim çok erken bir Leyla ağıdı, çam dallarından düşer düşerdim. Sen, caddenin geniş soluğundan, her şeyin mahcubiyete dönüştüğü daracık bir sokağa dönerdin.
Avuçlarımın içinden öptü. Tanrının olmadığı zamanlara kadar uzadı kirpikleri. Sessizce doğruldu. İnsan, bütün bunları yaşadıktan sonra nasıl sever, dedi. Sevmek neden bu kadar acı veriyor, dedi. Sevgi öğrenilebilir mi, dedi. Parmaklarını alın çizgilerimde gezdirdi uzun uzun. İki kaşımın arasından geleceğine baktı. Sonra kulağımdan ağzıma usulca uzandı: Biraz uzaklaşacağım senden.
Babam senin de babandı biliyor musun? Keşke sadece bana acı verseydin. Hepimiz sakat büyüyoruz. Tanrı’ya eklenmiş bir adam; cenneti yok da cehennem evin içinde.