Nasıl yaşadığımız kişisel değerlerimiz ile uyumlu olduğu sürece yaşamımız bize huzur dolu ve güzel gelecektir, yaşamaktan keyif alınacaktır. Ancak bir tutarsızlık olduğunda mutsuzluk ve iç sıkıntısı boy gösterecektir.
İrade gücünün bir pilin yapısına benzediği düşünülmektedir. Gün içerisinde bu pili çok yoran etmenler bir süre sonra bizi tahammülsüz ve irade yoksunu hale getirebilir.
Kendi olarak, sana gelen
Sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
Sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
Kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan
O, işte..."
Ne kadar cesur olursak olalım, yokluk bizi ürkütüyor. İz bırakmadan silinmek, bir kurbağa gibi gebermek, bütün rüyalarımızla, bütün acılarımızla yok olmak… İnsan zekâsı bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor. Vücudumuzu aşmak, ‘ben’in dar ve sevimsiz geometrisinin ötesine geçmek, sonsuza yönelmek, bir insana sarılmak, hatıralarda yaşamak: işte aşkın, dinin ve kahramanlığın kaynakları.