İsterim ki sen hep güneşe bakıp gülümseyen bir gül.
Ben gülüşüne bakan bir bülbül olayım.
İsterim ki yaz serin, kış sıcak olsun
Kuşalar yuvasından, çiçekler dalından olmasın.
İsterim ki gönüldeki hasret Vuslatsız olsun , ne güneşin gülen gülü nede gökyüzün uçan kuşu.
Hüseyin Karaaslan
Güneş doğmadan oturup diz çöktüm pencereye
Doğacağı kessindi bekleyişim boşuna değildi
Her sabah çiçekleri suladım kurumadan gelirsin diye
Kuruyunca tekrar tekrar ekip büyüttüm
Bitmeyen umudum ve sabrımdır.
Fesleğen kokar her sabah penceremin kenarı güneş doğmadan.
Işık vururken pencereme kokusuz kalmasın diye
Bir gün gelince hep ışık, hep fesleğen kokusu bitmez yüreğimden.
Hüseyin Karaaslan
Bir kumru kuş gelip konar mı pencereme
Gecenin sessizliğinde dinlermi içimde anlatamadığım sitemli sözlerimi
Sevdadan yanmış yüreğimin ızdırabını sabah pencerenin önünde sana ötermi
Güneş ne zaman doğup battı
Ben varmıyım yokmuyum
Sen varken, nasıl böyle ruhum oldun
Yokluğunda, nasıl böyle ateş, nasıl böyle nefes, nasıl böyle ben oldun
Ben ölürsem...
Hüseyin Karaaslan
Mümkündü herşey sen benle aynı sokaklarda yürüken.
Aynı duvarın gölgesinde, aynı bulutun altında ve aynı kar taneleri değerken yüzümüze
Mümkündü herşey tek bir kez güzün gözüme Değerken
Ne gece olur karanlık çöker ne kış olur ayaz düşerdi benim gönül toprağıma, papatyalar hep gülerdi.
Duvarlar yıkıldı, sokaklar daraldı
Kokusuz, renksiz, cansız geceler
Sokak lambalarına çarpıp yere düşen kelebekler
Papatyalar fesleğen kokar diye bir gün umuduyla, yıllardır ölü yaşadım
Hüseyin Karaaslan
Yüreğimdeki boşluğa öyle bir rast geldin ki
Baharda açan çiçeğin bülbülü gibi
Rüzgarın esintisinde sesiz sessiz sallanan sonbahar yapraklarının, sakinliğinin huzuru
Sesindeki nağme ruhuma ah bahar ah bi sonbahar.
Yüreğimde bi huzur bi hüzün havası
Hüseyin Karaaslan