HSYN

HSYN
@HSN103
Reklam
Garip (1)
Güneşin ikindi vaktini geçtiği zamandan sonra dışarısı soğumaya başlar, duvarları; üst üste koyulmuş taşlarla yapılmış, damı toprak olan evlerin bacalarında dumanlar yükselmeye başlar ve taşlardan olan evlerin içerisindeki sıcaklık hissedilirdi. Ellerinin dışı, yazın kuraklıktan çatlayan toprak gibi çatlaklar oluşmuş soğuktan sertleşmiş halde ellerini pantolonun delik ve soğuk cebine koyup bibüklüm halde ısıtmaya çalışırdı. Zemheri esen esintiyi kesen duvarın arkasında üç beş kişi ile hâlen oyun oynamaya doymayan fakat artık soğuktan dayanılmacak güneş batmaya yakın vakitte, burnun akıntısına elinin bileğiyle silip, bileklerinde sertleşmiş ve kirlenmiş halde sobanın dibine girip ellerin ve ayakların donmuş hali yavaş yavaş çözülürdü yaylalara yaz gelmiş gibi. Yere Kurulmuş sofranın ortasına büyük bir kâsede her akşam olduğu gibi bir çeşit yemek koyulmuş ve etrafında sekiz dokuz kişi iştahla yerken, susayıp bardak sırasını beklenirdi. Her akşam olduğu gibi yine elektirik kesintisi olup, sobada yanan ateşin tavanda oluşturduğu gölgeye dalıp, annelerinden birşeyler dinleyerek geçerdi zaman ve uyku vakti gelince, ağırlığı kadar yorganın altında sımsıcak hissedip gözlerini kapatıp rüzgarın ve yağmurun sesini dinlerken uykuya kalırdı. Hüseyin Karaaslan
Hayata Dair
vakti gelince
İpektten bir kök, taşı delipte geçer yola düşünce Güz gelir yaprağı sarartıp düşürür yere Kömürleşmiş bir kalpte çiçek bahçesi açar Eyisle karanlıklara düşen şehirlere çocuk sesleri yükselir Yağmur damla damla akar yeryüzüne Gök yüzü yedi rengini alır güneş çıkınca Hüseyin K.🌹
Edebiyat
Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini, Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir, Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini, Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir, Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından, Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından.
Mana üzgün hicabın yıpranan perdesinde Meğer irfanım nakıs, erdemim yurtsuzdur ey
Hislerim
Reklam