Bir insan, yüzüne bakmaktan ziyade arkasından bakarak, yürüyüş tarzına bakarak daha kolay tanımlanabilir çünkü yürüyüş en az bilinçli harekettir, dolayısıyla en dürüst harekettir.
Aslında iyiyi seçmemiz için farkında olmamız gerekir; fakat öteki insanın sıkıntısıyla, onun dostça bakışıyla, bir kuşun ötüşüyle, çimenlerin yeşilliğiyle harekete geçme kapasitemizi kaybedersek hiçbir farkındalık bize çare olmayacaktır. Eğer insan hayata kayıtsızlaşırsa iyiyi seçebilme umudunu kaybetmiş olur. O zaman insan kalbi öylesine katılaşacaktır ki “hayatı” sona ermiş olacaktır. Bu durum, bütün insan türünü ya da onun en güçlü mensuplarını kapsarsa, insanlığın hayatı tam da en büyük vaatlerde bulunduğu anda yok olup gidebilir.
Edebi kişilikten uzak tatsız tuzsuz bir kitaptı. Hiç zevk almadım. Belki son 50 sayfasına iyi denilebilir. Distopik bir hikaye. Fikir güzel ama senaryo metni okuyor gibisiniz. Filmi var mı yok mu bilmiyorum ama çekilse izlenebilir. Özetle beğenmedim.