Kitabın ilk 50 sayfasından hiçbir şey anlamıyorsunuz. Ortalar çok fazla heyecan verici. Hikayeler aslında bakıldığında tek tek çok güzeller Uzun İhsan Efendi, Arap İhsan Efendi, Bünyamin,Alibaz, Müşteri, Kubelik, Ebrehe, Zülfiyar, Hınzıryedi, Binbereket bu kişilerin hikayeleri gerçekten muhteşem. Bunlar hikayenin sonunda iyi bağlanamıyor maalesef. Tavsiye etmem yani kısaca
Bir insan, yüzüne bakmaktan ziyade arkasından bakarak, yürüyüş tarzına bakarak daha kolay tanımlanabilir çünkü yürüyüş en az bilinçli harekettir, dolayısıyla en dürüst harekettir.
Aslında iyiyi seçmemiz için farkında olmamız gerekir; fakat öteki insanın sıkıntısıyla, onun dostça bakışıyla, bir kuşun ötüşüyle, çimenlerin yeşilliğiyle harekete geçme kapasitemizi kaybedersek hiçbir farkındalık bize çare olmayacaktır. Eğer insan hayata kayıtsızlaşırsa iyiyi seçebilme umudunu kaybetmiş olur. O zaman insan kalbi öylesine katılaşacaktır ki “hayatı” sona ermiş olacaktır. Bu durum, bütün insan türünü ya da onun en güçlü mensuplarını kapsarsa, insanlığın hayatı tam da en büyük vaatlerde bulunduğu anda yok olup gidebilir.
Edebi kişilikten uzak tatsız tuzsuz bir kitaptı. Hiç zevk almadım. Belki son 50 sayfasına iyi denilebilir. Distopik bir hikaye. Fikir güzel ama senaryo metni okuyor gibisiniz. Filmi var mı yok mu bilmiyorum ama çekilse izlenebilir. Özetle beğenmedim.
Kitabın ilk yarısından hiçbir şey anlamadım. Sıkıldım. Bunaldım ama haksızlık olmasın diye okudum. Yarısından sonra baş karakterin kim olduğunu anlayabildim. Baş karakterimiz C. Yarısından sonra sürükleyici akıcı bir kitaptı. Altını çizdiğim cümleler çok oldu. Değişik bir bakışı kazandırdı ve şöyle dedim. Bütün C. Lerin canı cehenneme! Yaşayarak deneyimlediğin korktuğun olmak istemediğin karaktere dönüşmek niye! İnsan kafasında çok büyütüp o olmak istemiyorum derken onu hayatında bir hedef haline mi getiriyor acaba? Ne dersiniz?
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma