Merhaba kardeşler;
Ali Şeriati’ye ait ‘’Aşina Yüzlerle/ Ailesine ve Dostlarına Mektuplar’’ isimli eser ile karşınızdayım…
‘’SİZİ RAHATSIZ ETMEYE GELDİM!’’
Şeriati’nin bu sözü ile kitaba giriş yapıyorsunuz ve;
‘’Hiçbir diktatörün elinde tutsak olmak istemiyorsan sadece bir şey yap:
Oku, oku, oku!!’’
Sonsözü ile kitabın kapağını kapatıyorsunuz…
1977 yılında, Londra’da SAVAK görevlilerinin her yıl binlerce defa yaptıkları ‘’görev’’lerinden birini daha yerine getirişlerinden ve ülkesinden uzaklarda, sürgünde yaşayan bir düşünürü ‘’yok ettiklerini’’ sandıkları günden bugüne uzun bir zaman geçmedi. Fakat tüm zalimler gibi onların ve efendilerinin de ‘’düşünürleri’’ yok etmekle çok şeyin de değişeceğine, düşüncelerinin ortadan kalkacağına olan inançları tamdı. Ama görüyoruz ki tarih zalimleri haklı çıkarmamıştır ve O’nun şehit edilişinin üzerinden iki yıl bile geçmeden savunduğu düşüncelerin bayraklaştığı bir büyük kıyamdan sonra, halkı ve hayatını vererek yetiştirmeye çalıştığı gençliğin; Şeriati’nin eserlerini, konferanslarını, mektuplarını ve hatta hayatını kaleme alıp insanlığa sunduğunu görüyoruz. Elinizdeki bu eser de bunlardan yalnızca biri…
Peki Şeriati neden şehid edildi?
Bu soruya yine kendisinin diliyle, ‘’Kevir’’ isimli eserinden bir pasajla cevap verelim:
‘’Bilgisizliğin hâkim olduğu bir çağda ‘’bilmek’’ suç sayılıyordu. Ezilmiş ve hor görülmüş bir toplumda, soylu bir ruha, yiğit bir yüreğe sahip olmak veya Buda’nın dediği gibi, ’’Göller ülkesinde bir ada olmak’’ bağışlanacak suçlardan biri değildi…’’
‘’Allah’ın inayetiyle, öyle bir yola koyuldum ki, ömrümün bir anını bile kişisel mutluluğum için harcayamam. Mademki Allah’ın yardımı benim zayıflıklarımı telafi ediyor ve mademki bu ömür bir gün nasıl olsa bitecektir, öyleyse ömrümü bu uğurda harcamamdan