Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.
Karanfili duydum önce. Duyduğum en güzel melodiydi. Hergün bana sesleniyordu. Ama ben o zamanlar hiçbir çiçeğin ismini bilmiyordum Sonra dedim ki ben bunu bulmalıyım. Sayılarla çıkamadım işin içinden. Bilmediğim yollara düştüm bende. Boyamaya başladım. Baktım oluyor bi isim koydum. Boynu bükük karanfil olsun dedim. Hep saçını savuracak değil ya. Bu seferde boynu bükük olsun. Belki bilmediğimde bulurum bildiğimde kaybolurum diye. Sonra renkleri karıştırırsam daha canlı olur dedim bilmediğim başka yollara girdim. Halbuki karıştırmak hiç adetim değildi. Bütün karanfiller kırmızı olmalıydı çünkü. Neyse o. Dışına çıkarsam kaybolurdum çünkü. Meğer bulmakmış bunun adı. Kaybolup kaybolup bulmak. Ne aradığını bulmak, istediğini bulmak, istemediğini bulmak. Yaşamakmış. Gözlerinde karanfiller açtırmakmış. Şimdi bulduğuyla tekrar yollara düşme vakti. Belki tekrar kaybolmaya belki de bulduğunu sandığını bulmaya. Saçlarını mı savurur boynunu mu büker bilinmez ama bambaşka mevsimlere tomurcuk bu karanfil.