Ahin Doğan

"İlahiliğin sana nasıl hissettiriyor?" "Deniz kabuğu gibi" "İstiridye gibi mi yoksa helezon kabuk mu?" "Helezon" "Peki kabuğun içinde ne var salyangoz mu?" "Hiç". "hava" "Aynı şey değil." "Hiçlik boşluktur ; havaysa başka her şeyi doldurur. Nefestir,yaşamdır,candır,konuştuğumuz sözlerdir."
Sayfa 32 - aietes & kirke·Kitabı okudu
Reklam
Tanrı sıkıldı ve insanları yarattı. İnsanlar sıkıldı ve türlü türlü hikayeler yarattı.
İnsan
O an ağzımdan çıkacak olan kelimeler bir böcek hacmini alıp uzaklaşacakmış gibi hissettim. Ağzımı kapattıktan hemen sonra minik böceklere dönüşecek olan yüklü kelimeler yanağımdan aşağı boynuma bile uğramadan sabırsız kanat çırpışları ile toprağa ulaşacakmış gibi. Bir kez daha konuşmamanın, kendini gereksiz yere yormamanın verdiği hazzı yaşamıştım.
İnsan ve Duygular
Tanrı'nın müziğinin sesi bugün olduğundan daha Kısıktı.. Bugün kulları iblisin ,Kendilerinin uydurdukları ritimlere ayak uyduruyorlardı. Bu hep böyleydi. Tanrı hiç bir zaman ritmin tamamını duymamıza izin vermemişti. Bunu kulların hayal gücüne bırakması kendisinin seçimiydi. Şarabından iştahlı bir yudum alıp ritme uyup dans edenleri büyük bir ifadesizlikle seyretti
İnsan
"Çünkü her şeyin merkezinde dünya vardır?" Keskin bir kıkırdama yankılandı odada. "Her şey ama her şey insanların etrafında dönerdi." İnsanların kibri güneşi bile dünyanın kölesi yapmıştı. Yaslandığı yerden yavaşça doğrularak kollarını göğsünde birleştirdi. " İşte bu yüzden 16. Yüzyıla kadar Güneşin evrenin merkezinde olma olasılığını bile düşünmediler. Onlar için kendileri her zaman evrenin merkezinde olduklarını ve gezegenlerin onlara itaat ettiğini savundular."
İnsan