Hakan Gözübüyük

Hakan Gözübüyük
@Hakangzbyk
St. Petersburg evimiz, Dostoyevski babamız Lütfen kanal, sayfa takibi için mesaj atmayınız.
Lisans - Marmara Üniversitesi
İstanbul
66 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yolcular artık yüzlerini önlerindeki yolculuğa çevirmişlerdi; güneş önlerindeydi, gözleri kamaşıyordu çünkü hepsinin gözleri yaşlarla doluydu. Gimli açık açık ağlamaktaydı. "En zarif olana son kez baktım," dedi yol arkadaşı Legolas'a. "Bundan böyle, onun armağanından gayri hiçbir şeye zarif demeyeceğim." Elini göğsünün üzerine koydu. "Söyle Legolas neden ben bu Macera'ya atıldım? Asıl tehlikenin nerede olduğundan bihabermişim! Elrond yolda ne ile karşılaşacağınızı önceden bilemezsiniz dediğinde ne kadar haklıymış. Benim için tehlike dediğin karanlıkta çekilen eziyetti, bu da beni yolumdan alıkoymuyordu. Fakat aydınlık ile mutluluğun tehlikesini bilseydim gelmezdim. Şimdi bu ayrılıkla en büyük yaramı aldım ben, hemen bu gece dosdoğru Karanlıklar Efendisi'ne gitsem bile bir şey fark etmez artık. Vah sana Glöin oğlu Gimli!" "Hayır!" dedi Legolas. "Vah hepimize! Vah dünyaya bu sonraki günlerde ayak basmış olan herkese. Çünkü böyle işte bu: kayığı nehir üzerinde akıp gidenler bulup da kaybetmiş gibi oluyor. Fakat bence sen talihlisin Glöin oğlu Gimli: Çünkü sen kendi özgür iradenle yaptığın seçim yüzünden kaybının acısını çekiyorsun; başka bir seçim de yapabilirdin. Lâkin grup arkadaşlarını yüz üstü bırakmadın; en azından, Lothlörien'in hatırası gönlünde sonsuza kadar lekelenmeden ve berrak kalacak; bu hatıra ne solacak ne de kuruyacak."
Hakan Gözübüyük
Benim sesimden dinlemek için; youtu.be/P5vsF8LrJxQ
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eärendil’in Şarkısı
Eârendil diye bir denizci vardı Arvernien'de gezinip duran; yolculuk etmek için bir gemi yapmıştı Nimbrethil'de kesilmiş bir ağaçtan yelkenlerini saf gümüşten örmüştü, ışıl ışıl gümüştendi lambaları da bir kuğu boynuydu pruvası ve ışıklar parlardı bayraklarında. Yekpare, zincirli bir zırhı vardı Kadim krallardan kalan, rünlerle çentilmişti parlak kalkanı Korunmak için beladan ve yaralardan; yayı ejderha boynuzundandı, abanozdan kesilmişti okları, zırh yeleği gümüşten, kalseduandandı kılıç kını; güçlüydü çelikten dövülmüş kılıcı, efsane taştan yüksek miğferinin tam tepesinde bir kartal tüyü vardı, ve bir de zümrüt göğsünün ortasında. Gökte Ay, üzerinde yıldızlar, çok uzaklara gitti kuzey sahillerinden, çılgınca dolandı durdu büyülü yollarda, ötesinde, fani toprakların günlerinden. Donmuş dağlardaki gölgeler içinde Ensiz Buzlar'ın ezici gıcırtısından, cehennem sıcağından, yakan tenhadan döndü hemen, ama vazgeçmedi dolaşmaktan;
Hakan Gözübüyük
Kendi sesimden şiiri dinlemek için; youtu.be/H3OB6SobIDc
Bir zamanlar Beşiktaş
Sabahtan bir rüzgar değer üstüne Ne de güzeldir şimdi Barbaros İskender Paşa İskelesi Önünde pek çok güzel kız ellerinde dergilerle Beşiktaş halkının peşinde İskelenin kayalıklarına oturmuş iki genç, Yosun tutmuş kayalara vuran dalgaları seyrediyorlar. Yine kalabalıkmış eski günlerdeki gibi Pek çok top, sahile çevrilmiş bazıları üzerine çıkmış bazıları yanlarına geçmiş fotoğraf çekiliyorlar. Deniz Müzesi’nin önündeki büyük pervanede Yavuz zırhlısına ait olduğu yazılı Bir tarih, tuzlu güneşli tatlı meltemli bir İstanbul sabahının güleç insanları arasına karışmış Biraz ilerisinde resim müzesi... Ayvazovski’nin tablolarının önünde büyük loş salonda iki aşık oturmuşlar, dakikalarca sessizce. Bazı kurnazlar Dolmabahçeden çıkış yönlü turnikeleri yarım tur çevirip bahçeye sıvışıyorlarmış resim müzesinden Bir de midyeciler var tabii doluşmuşlar yine cadde üzerinde. bazıları üniversitesinin sahil kesiminde midye kovasına ellerini daldırmışlar sohbet ediyorlar. Kahve içenleri unutmamalı ellerinde sigaraları kafenin hemen dışında gözlerinde güneş gözlükleri. Taksimden inenler yorulmuşlar beleş tepede uzanıyorlar şimdi. Orada yaşlı bir amca uzatmış ayaklarını sigarasını yakmış birasını içiyor. Gençlere, sevdiğini vermeyen kızın babannesini bıçakladığını, hapiste yediği bıçak darbelerini bir bir anlatıyor. Bazıları stadın önünde ellerini pençe yapmış fotoğraf çekilirken bazıları geniş caddede koca ağaçların arasında Atatürk’ün fotoğraflarına bakıp yad ediyorlar. Akaretlere çıkan yolda güzel güzel giyinmiş pek çok etekli kız Bir yanda havalı delikanlılar Öyleymiş bir zamanlar Beşiktaş... ama yine olurmuş bir gün, İstanbul bundan ümitli Hakan Gözübüyük 27.04.2020- İstanbul-Tekirdağ yolunda
Şiir
Hakan Gözübüyük isimli okura yanıt verildi
Hakan Gözübüyük
@Golgeveden Düzelttim çok teşekkürler cep telefonunda yolda yazınca böyle oluyor :) kontrol etmeden yazdım çünkü
Bir zamanlar Beşiktaş
Sabahtan bir rüzgar değer üstüne Ne de güzeldir şimdi Barbaros İskender Paşa İskelesi Önünde pek çok güzel kız ellerinde dergilerle Beşiktaş halkının peşinde İskelenin kayalıklarına oturmuş iki genç, Yosun tutmuş kayalara vuran dalgaları seyrediyorlar. Yine kalabalıkmış eski günlerdeki gibi Pek çok top, sahile çevrilmiş bazıları üzerine çıkmış bazıları yanlarına geçmiş fotoğraf çekiliyorlar. Deniz Müzesi’nin önündeki büyük pervanede Yavuz zırhlısına ait olduğu yazılı Bir tarih, tuzlu güneşli tatlı meltemli bir İstanbul sabahının güleç insanları arasına karışmış Biraz ilerisinde resim müzesi... Ayvazovski’nin tablolarının önünde büyük loş salonda iki aşık oturmuşlar, dakikalarca sessizce. Bazı kurnazlar Dolmabahçeden çıkış yönlü turnikeleri yarım tur çevirip bahçeye sıvışıyorlarmış resim müzesinden Bir de midyeciler var tabii doluşmuşlar yine cadde üzerinde. bazıları üniversitesinin sahil kesiminde midye kovasına ellerini daldırmışlar sohbet ediyorlar. Kahve içenleri unutmamalı ellerinde sigaraları kafenin hemen dışında gözlerinde güneş gözlükleri. Taksimden inenler yorulmuşlar beleş tepede uzanıyorlar şimdi. Orada yaşlı bir amca uzatmış ayaklarını sigarasını yakmış birasını içiyor. Gençlere, sevdiğini vermeyen kızın babannesini bıçakladığını, hapiste yediği bıçak darbelerini bir bir anlatıyor. Bazıları stadın önünde ellerini pençe yapmış fotoğraf çekilirken bazıları geniş caddede koca ağaçların arasında Atatürk’ün fotoğraflarına bakıp yad ediyorlar. Akaretlere çıkan yolda güzel güzel giyinmiş pek çok etekli kız Bir yanda havalı delikanlılar Öyleymiş bir zamanlar Beşiktaş... ama yine olurmuş bir gün, İstanbul bundan ümitli Hakan Gözübüyük 27.04.2020- İstanbul-Tekirdağ yolunda
Şiir
Hakan Gözübüyük
Bu olay gerçek dinleyen kişide benim kendisi orada balonu tüfekle patlattıran bir esnaf :) @Golgeveden
Bütün şeydalara gelsin
Oysa herkes öldürür sevdiğini Kulak verin bu dediklerime Kimi bir bakışıyla yapar bunu Kimi dalkavukça sözlerle Korkaklar öpücükle öldürür Yürekliler kılıç darbeleriyle Kimi gençken öldürür sevdiğini Kimi yaşlıyken Şehvetli ellerle boğar kimi Kimi altından elleri Merhametli kişi bıçak kullanır Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur Kimi yeterince sevmez Kimi fazla sever Kimi satar kimi de satın alır Kimi gözyaşı döker öldürürken Kimi kılı kıpırdamadan Çünkü herkes öldürür sevdiğini Ama Herkes öldürdü diye Ölmez…
Şiir
Hakan Gözübüyük
Bir hata yaptı bir genç. Çok fazla sevdi seni. Dolu doluydu bu sevda Senin gibilere göre değildi. Mutlu oldun, şımardın Sırası gelmişti artık Derinlerde gizliydi Sinmiş ve uyuyordu Kimselere göstermemiştin İşte oradaydı. Şimdilerde namını almış yürümüş Kibirli bencilliğin. Açığa çıkardın bir anda Genç ise şok olmuştu Afalladı, çırpındı Pes etmişti zaman zaman Bir gün aşkıyla beraber yüceldi o genç Sen ise sevginin önünde ezildin Alçaldın da bilemedin Zamanla yok oldun gencin gözünde Sen üstün geldim sanırdın o gence amma Diplerden yükselendi yalnızca Ruhunun çirkinliği Bu şiirimi sana adıyorum güzel kardeşim