Hakan Yusuf YILMAZ

Hakan Yusuf YILMAZ
@Hakanyusuf
Alpagut Budun 1-Beklenmedik Keşif adlı eserin müellifi ve bir kitap sever. Başarılı olacağımı düşündüğüm her sahada, elimden gelenin en iyisini yaparak, mücadele etmeyi severim.
Kürk Mantolu Madonna
Kürk Mantolu Madonna'yı çok kısa bir zaman içinde, hikaye kesintiye uğrar ve ben şahit olduğum efsunlu bir hülyanın tesirinden mahrum kalırım tedirginliğiyle okudum. O denli sizi içine çeken bir eser. Kitabın mevzusu öyle ender rastlanan bir hadiseyi tahkiye etmiyor. Ancak anlatımdaki üslup öylesine hoş ki zannediyorsunuz ki bu hikaye fevkaladelikler barındırıyor. Okumanızda fayda var. Pişman olmazsınız.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Serzeniş
Dilinin ağır olması diye başlayan cümlelere ifrit oluyorum. Kelime dağarcığı az diye karşılaştığı kitapların lugati mevcudatının fazla olmasına tahammülü olmayan bir insanı tedai ediyor. Elinize TDK'nin Büyük Türkçe Kamusunu alıp bir bakınız efendiler, hanımefendiler. Dünya ve bittabi edebiyat sizin tahayyülünüzün üzerinde fevkaladeliklere maliktir. 100 kelime ile aksettirilemez. Benim bilgi birikimim bu kitabı okumaya yetmedi demek, bu kitabın da dili ağırmış demekten bence daha esaslı ve hakkaniyetli olur.
İnsan işte...
İnsanın rahatsız olduğu bir duruma veya hadiseye itiraz edemeyişindeki en büyük etken, menfaatinin akamete uğrayacak olmasından dolayı duyduğu kaygıdır. Tecrübeyle sabit.
İçimden gelenler...
Makul ve mantıklı bir insan, iradesi dışında kendisine bahşedilen özellikleri için yersiz ve gereksiz bir övünme işine girişmez. Bir insan soyundan gelen bir zenginlik neticesi sahip olduğu malları için övünse bu akla mantığa uygun mudur? Hayatta her zaman kendinizden gayrı insanları da düşünerek, onlar ile hemhal olarak yaşamınızı idame ettirin. Bu sayede insanların nazarında ulvi bir yere sahip olursunuz. Aksi durumda ise rezil bir yere.
Gezgin olmak bambaşka güzel...
Yakın dönem maziden bir hatıra. Mardin'deydim. Eski Mardin güzel yer. İnsanı çok müteessir ve mütehassis eyliyor. Belki de bu tesirin sebebini, beton binalardan müteşekkil olmaktan öte gidemeyen çağdaş(!) şehirlere inat, bizatihi hayatın tadını ruhta hissettirmek amiliyle inşa edilmiş şehir, teşkil ediyor. Kadim medeniyetler, yaşanılan ortamın, insan ruhuna dokunduğunu bence çok iyi biliyordu. Biz bu bilgiyi göz ardı ettiğimiz için dahilinde sıkıldığımız şehirlerde yaşamak mecburiyetinde kalıyoruz. Neyse lafı uzatmanın bir manası yok. Hülasa biz henüz yaşamanın tadını çıkaramıyoruz. Belki bir gün idrak ederiz. İnşallah.