Sufiler tasavvufu bilimsel bir şekilde tarif etmek yerine, her sufinin anlayışını yansıtan 'açıklayıcı-betimleyici' cümleler kullanmışlardır. Üstelik bu cümlelerin de nihai maksada göre yapıldığını dikkate alırsak, genellikle tasavvuf tarifleri 'fena' halini anlatır.
Hakikati olduğu hal üzere bilen ve onun bir kısmını değil, bütününü idrak eden kişi sadece peygamberlerdir; üstelik peygamber bu bilgiye kendiliğiyle değil, ancak 'seçilme' yoluyla ulaşabilmiştir.
Fark edilen o ki, insan boşluğa düşünce bazı şeylerin boş olduğu kanısına varıyorlar. Halbuki o boş olarak betimledikleri şeyler daha önce ona pekte hoş ve güzel geliyorlardı. Burada ki çelişki nedir acaba?