Ma'dûmât

Ma'dûmât
@Hakikatten
İnsan, yokuşu aşamayan varlıktır!
İbnü'l-Arabi islam nazari gelenekleri içerisindeki en yetkin insan düşünürüdür. İnsan olmanın anlamı, insanın imkânları, ahlaklı olması, yeryüzündeki serüveni vb. Bu bahisleri sistematik bir şekilde ele alan ve onun kadar eserinin merkezine yerleştiren başka biri daha yoktur.
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ayn-ı sâbite
Ayn-ı sâbite (çoğulu a‘yân-ı sâbite) “hakikat, mahiyet ve zat” mânasına gelir ve varlık (vücûd) kavramından farklı bir mâna ifade eder. Bir şeyin varlığı başka, mahiyeti başkadır. A‘yân-ı sâbite, dış âlemde var olan eşyanın Allah’ın ilmindeki hakikatleri olup hariçte mevcut değildir; daha doğrusu bunlar Allah’ın ilminde sâbit olan “yoklar”dır (ma‘dûmât). A‘yân-ı sâbitenin dış âleme nazaran varlığı yoktur. Onun için “yok” olarak kabul edilir. Bu mânada ona “mümkin” de denir. Zira İbnü’l-Arabî’ye göre mümkin de ma‘dûmdur. 
Sufiler sudur teorisini pek çok açıdan olumlu karşılamıştır; sudur teorisi küçük âlem-büyük âlem ilişkileri başta olmak üzere varlıktaki şeylerin birbirleriyle irtibatını açıklayabilen bir düşüncedir.
İbnü'l-Arabi yetersiz gördüğü aklı ve felsefeyi vahiy ile yeterli hale getirmek, filozofu peygambere tabi kılarak insanın hakikatle ilişkisini yeni bir şekilde inşa etmek istemiştir.
Aklın bütün hakikati idrak edebileceğini söylemek mümkün değildir. Bunun sebebi sadece hayal gücüyle veya insanın öteki idrak araçlarıyla idrak edebileceği şeylerin bulunmasıdır.
Felsefe