Yalnız Kraliçe

Dün kırıldığımız ne varsa bugün hepsi önemini yitirdi. Sarılamadığımız, son kez sevdiğimizi söyleyemediğimiz, özür dilemek için geç kaldığımız kim varsa hepsi gitti.. Dün sevdiğinin yanında uyananlar, bugün tanımadıkları insanlarla aynı toprağı paylaştı.. Bir adam nişanlısını çıkardı enkazdan, bir kız sevdiğine küs kaldığı için kalbini bir daha asla affetmeyecek belki de.. Bir baba kızına kavuşamadı, bir anne yavsuruyla aynı tabutta taşındı bu sabah.. Teneşirler minicik çocuklarla, hayalleri olan gencecik insanlarla, düğünü yakın olan gelinlik kızlarla doldu taştı.. Hayat dargın kalacak kadar, sevdiğini saklamaya değecek kadar uzun değil.. Sevecekseniz şimdi sevin, dileyecekseniz şimdi dileyin özrünüzü.. Keşkeler çok acıtır... #deprem
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Yalnız Kraliçe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·64 syf.·
Beğendi
·
2023 11. kitabı
İzdiham Dergisi
8.7/10 · 220 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2023 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2023 00:00
Gittiği her yerde ilgi odağı olmuş ve kendisinden söz ettirmiş bir adamın görünmezliğe tahammülü yoktur. Ve çoğu zaman bu tip insanların ya bir macera, yahut bir oyalanma veya da görünür kılınmak adına tehlikeli oyunları su götürmez bir gerçektir. Tıpkı Genç Baron gibi. Stefan Zweig Baron'u kendi dilinden:"Yeteneklerini en iyi şekilde göstermek için diğer insanların kalplerindeki kıvılcımlara hitap etmeli ve kendi kalbinin coşkusuyla onların kalplerindeki alevleri yelpazelemeliydi,"(syf:7) diye anlatır.. Şüphesiz ki Edgar'a da aynen bu şekilde yaklaşmış ve çabaları en nihayetinde karşılık bulmuştu. Yani Edgar'ın kalbindeki kıvılcıma dokunmuştu. Zaten, sadece çocuklara görünür olduklarını hissettirin, bu şekilde çalamayacağınız çocuk kalbi yoktur zannımca.. Bir çocuk, değerli olduğunu hissettiği kalbi, kalbinin kahramanı ilan eder ve herkese devamlı ondan söz edip, gördüğü değil kendisine hissettirdiği kahramanlığını anlatır... Peki ya bir çocuğun kalbinde kendini öldürürse o kahraman! Edgar, kahramanı kalbinde parçalanan çocuk! Onun dünyaya açılan penceresinden izliyoruz ;saflığını, sevgisini, kahramanını, filleri, nefretini, sancılı bir şekilde küçük bedenine büyük gelen sırların yakıcılığını.. Burada aslında şu soruyu sormak istiyorum. Bir çocuğun; ebeveyninin hatalarıyla yüzleşerek büyümesi mi daha zordur? Yoksa ölümüyle mi? Saf ve temiz kalbiyle bütüne ruhunu açıp sığınacak bir limana, onu anlayacak bir arkadaşa ihtiyaç duyup bulduğunu zannederken, menfaatin soğuk ve acı yanıyla yüzleşip bir de bunu büyümemiş çocukluğuna kabullendirmeye çalışmak! Kendi kendine dahi bir boy küçükken, ısrarla benliğine büyüdüğünü ıspatlayıp içindeki ızdırabı giderme çabasına girişmek! Stefan Zweig 'ın da dediği gibi :"Çocuklar her zaman hastalıklarından gururla bahsederler, çünkü tehlikenin
Sır
Yakıcı SırStefan Zweig · Ren Kitap Yayınları · 202051,4bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2023 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 00:00
İnsan ne zaman bozulur? Ya da şöyle mi sormalıyım sorumu! İnsan ne zaman doyumsuzlaşır.. "Tokluk da aynı açlık gibi büyük bir tahrik sebebi olabilir ve Irene'in durumunda da onun maceraya atılmasının sebebi kendisini güvende hissetmesi ve merak yaşamasıydı." (syf:14) der Stefan Zweig .. Çoğumuz kötü eylemlerin ardında acı travmaların, ötelenmiş çocukluk anılarının, sınıf ayrımına tabi tutulmuş okul zamanlarının, cinsiyetinden dolayı hep aşağılanmış kişiliklerin olduğunu varsayarız.. Gelmez aklımıza hiç, bazen herşeye sahipliğin, bir şeye aidiyet hissetmemize engel olduğu.. Irene aslında aidiyet hissetmek istiyordu birşeye... O bir eş, bir anne olabilirdi fakat, hiçbir vasfının duygusal yönde derinliğini hissedemiyordu.. Çünkü öylesine rahat ve refah bir dünya sunulmuştu ki kendisine, dış dünyadan çekilip iç dünyasını göremiyordu.. Kendi aklınca macera arıyordu ve aradığını bulduğunu zannedip kibir zehirlenmesi yaşadığı bir noktada hayat sillesini çok ağır indirmişti yüreğine. Stefan Zweig : "Kendi kötücüllüğüne baktığında düştüğü dehşet onu birkaç gün boyunca endişelendirmişti ama bu zamanla onun kibrinin kaynağı haline geldi.." derken çok haklıdır aslında.. (syf:16) Korkunun adını bilmezken varlığını derinden hissediyor, zihninin dinlenmesi için kalbindeki korkunun bir an olsun geçmesini diliyordu.. Bir musibet bin nasihatten evlaydı lakin, bu musibet onun sonunu getiriyordu.. Hayatındaki tüm engeller o istemeden kaldırılmış, ayağı çakıl taşına dahi takılmamış, tümseklere rastlamamış bir kadının, kendisine bir macera uğruna aşılamaz bir dağ inşa edip, bir de o dağın kenarındaki uçuruma kurtuluşunu asıp hayat zemininde sabit durmaya büyük bir gayret ve çaba sarfederken "İnsanın kendine ettiği kötülüğü kimse edemez" sözünün vücut bulmuş hali, Irene.. Kendini dinlemekten aciz,
KorkuStefan Zweig · Ren Kitap · 2020125,1bin okunma