Siz yaşamayı ne sanıyorsunuz? İstanbul'un bir köşesine tıkıl. Memuriyete mi? Zanaata mı? Her nereye devam ediyor isen sabah git, akşam gel. Kazandığın parayı evinde her kimin varsa onlarla ye. Her günün, her saatin birbirinin aynı olsun. Sonradan bu hale yaşamak adını ver.
Zamanımızda yetenek ve bilgi sahiplerinin bir ikinci türlüsü daha vardır ki onlar da Arapça bazı kaideler belleyip Farisi eskisi birkaç edebi eser de ezber ederek yüksek bir edip gibi tafra satanlardır.
İşgal ettiğim yer öylesine küçücük, evrende bulunmadığım ve umurunda bile olmadığım alanın yanında öylesine ufacık, yok sayılacak kadar küçük ki... Ve yaşayacağım zaman dilimi benim bulunmadığım ve bulunmayacağım sonsuz zamanın yanında öylesine az ki... Oysa bu atomun, bu matematiksel noktanın içinde kan dolaşıyor, bir beyin çalışıyor, birtakım istekleri var... Ne kepazelik! Ne saçmalık!