2. Dünya Savaşı'nda cephe gerisindeki bir köyün çocuklarının mücadelesini anlatan bu uzun hikaye beni ağlattı. (Bunun öncesinde de Aytmatov'un Yüzyüze eserini okumuştum. Üst üste ağır geldi demek ki.)
Çünkü itiraf ediyorum, 2. Dünya Savaşı'na dair o kadar çok yazılmış, çizilmiş, oynanmış eser gördüm ki duyarsızlaştım. Hatta "Ulan, amma ekmeğini yediler şu savaşın da ha!" demişliğim bile var.
Lâkin Cengiz Aytmatov öyle bir canlılıkla ve samimiyetle yazmış ki kendimi o harp zamanında, o köyde, o yoklukta buldum ben.
Stefan Zweig da savaş karşıtlığını epeyce işlemiş eserlerinde ama ne bileyim Cengiz Aytmatov'un, cephe gerisindeki hayatı anlatışı beni daha çok barışseverliğe itti, çok etkilendim. Yunan Anadolu'ya gelse "enişte" diye boynuna sarılacam, o derece. tövbe estağfurullah. :)
Bir de, şunu da demeden edemeyeceğim:
çalmayın be. İnsanların mallarını, hayatlarını, emeklerini, ümitlerini ve hayallerini çalmayın.
Esen kalın.
SultanmuratCengiz Aytmatov · Ötüken Kitapları · 20176,4bin okunma