stefan zweigın intiharı öncesinde yazdığı son eseri. inanılmaz uzun cümlelerle psikolojik irdelemelere girişir. kitabın ilginçliği şaşırtan ve sürükleyen yapısının satranç üzerinde dönmesine rağmen yazılış amacı ve anafikrinin nasyonalsosyalizmile son bir kez hesaplaşmak ve bu rejimdeki insanlık dışı yöntemleri gözler önüne sermek olmasıdır.
"milena, sen başkaydın. hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!”
düşünüyorum bazen, ne kadar basit, estetik ve nokta atışı bir cümle. hayatımızdaki bütün hasta olmakla suçladığımız insanlar, aslında biz hasta olduğumuz için hayatımızda varlar. akıllının deliyle işi ne yoksa. Doyurucu bir dile sahip. Aşık iken okumayınız
ben aşktan daima kaçtım. hiç sevmedim. belki bir eksiğim oldu. fakat rahatım. aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. şu veya bu şekilde... fakat daima ödersiniz... hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz..."
kitap ne vadediyor ? ne kadarını veriyor ? kitap metafor (mecaz) üzerinden, bireyden topluma yükselerek işleyen bir hiciv. her sayfada yüzünüze çarpacak bir şey buluyor. ana tema doğu batı arasında değerlerin yozlaşması yahut erozyona uğraması ve kültür şoku içindeki toplum. Bence mutlak okunması gereken bir kitap. saat tamir eder gibi okuyunuz kendisini, zevki öyle çıkıyor çünkü.