Halit Süleyman

Halit Süleyman
@Halid_suleyman
Aşk her şeyden evvel hissi bir alışkanlıktır. Gözlerimiz belli bir güzelin yüzüne alışır; muhayyelemiz belli bir hava içinde sarılı kalır; kalbimiz yalnız bir sesin, bir ismin tiryakisi olur ve işte, bunu değiştirmek zorunluğu baş gösterince insan kendisini çırılçıplak soyulup evinden sokağa atılmış kimsesiz, avare yaşamaya mahkum olmuş hisseder. Kendi kendine: "Ben şimdi nereye gitsem, ne yapsam?" diye söylenir. Artık âlemdeki bütün vazifeleri ona sona ermiş gibi gelir. Bütün organizmasında, tıpkı sıcak bir memleket mahsulü olan bir ağacın soğuk bir iklime getirildiği vakit gösterdiği hazin can çekişme manzarasına benzeyen bir hal gelip çatar.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Reklam
— Demek isterim ki, İngilizlerin burada lüzumundan fazla müdafaacıları var. O da mı Allah yolunda bunlar arasına katılıyor? Eğer böyle ise çok acayip bir şey olurdu: Hem davacı, hem müdafaacı...
Sayfa 27·Kitabı okuyor
ulan Ankara ben senin oğlun değil miyim kasketimin altında tepeden tırnağa bozkır gönlümde ıslık ıslık bir türkü çağrılır Attilâ İlhan
Sayfa 283·Kitabı okudu
"Ankara'dan ne haber? İstanbul'da adamakıllı çalışmak bir türlü mümkün olmuyor. Yaz, şehrin dağınıklığı, sıcak, ahbablar, işler, hatta tabiatın güzelliği insana vakit, fırsat ve takat vermiyor, yahut bırakmıyor. Pek saçma şeyler yazdığımı mazur görünüz." Abdülhak Şinasi Hisar, Yaşar Nabi'ye yazdığı 15.04.1934 tarihli mektubundan (Nayır, 1972, s. 18)
Sayfa 171·Kitabı okudu
Adam sanki büyüdü, büyüdü, odanın bir kenarını doldurdu. Yüzü sertti, mavi gözleri keskindi, baktığı şeye nüfuz ediyordu. "Cal!" dedi sertçe. "Evet baba?" "Sana güveniyorum oğlum," dedi Adam.
Sayfa 490·Kitabı okudu
Reklam