İşte Tolstoy, bunu da alalım. Bu Dostoyevski'yi de. Neden hiç anlaşamamışlar acaba? Tolstoy gibi bir deha, neden değerini anlayamamış Dostoyevski'nin? Ben ikisini de anlıyorum. Aynı devirde yaşadıkları halde, hiç görüşmemişler. Hiç mi merak etmemişler birbirlerini?
Nasıl kaçırmışlar bu fırsatı? Bir bilseydiler..
"Yerimden fırlayarak boynuna sarılmak ve onu ağlaya ağlaya öpmek için müthiş bir arzu duydum... Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu denli mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?.."
“Müthiş sıkılıyorum. Daha kötüsü, insanlardan soğuyorum galiba… Oysa ben onlarsız, onlara güvenmeden edemem. Ama elimden ne gelir? Sevgiden, yakınlıktan, insanca davranmaktan anlayanlar o kadar az ki… Büsbütün kabalaşmaktansa, uzaklara gitmek daha iyi.”
"Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.
Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim."