Selçukluları büyük yapan şey buydu. İşin sırrı güçlü ordular, çok iyi silah kullanmaları, zenginlikleri, nice toplumları emir altına almaları değildi. Onların asıl gücü, herkesin maddeye taptığı, gönlünü geçici heveslerle meşgul ettiği bu dünyada kalıcı ve sonsuz olana gönül vermeleriydi. Kalpten dünya sevgisini çıkarmış, Allah sevgisini yerleştirmişlerdi. Bu yüzden kalpleri yüzyıllar geçse de hâlâ bir ayna gibi parlamakta, günümüze ışıltı saçmaktadır.
Persler Sasanilerin ateşperest anlayışından bir türlü kopamamış, Farisiliği yeni dinlerinden daha önde tutan ve Hz.Ali sevgisini kılıf olarak kullanan Şiiliğin içindeki Batıni görüşler İslamiyet'e zarar vermeye başlamıştı.
Sağlık histerisi ve optimizasyon çılgınlığı, egemen olan varlık yoksunluğuna karşı reflekslerdir. Varlık yoksunluğunu çıplak yaşamlarımızı uzatarak telafi etmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de yoğun yaşamın tüm anlamını yitiriyoruz.