Halil CERAN

Halil CERAN
@Halil_51
Kitaplar içinde kaybolmak isteyen bir deli
Memur
lisans
İstanbul
Niğde, 21 Ocak 1988
305 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı

Halil CERAN

, bir kitap okudu
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2024 2. kitabı
İsmail Bilgin
8.8/10 · 389 okunma
Reklam
Çatalca'dan bu yana hep Edirne diyerek yola koyulmuş ve bitmek üzere olan gayretlerini Edirne diyerek arttırmışlardı. İşte şimdi dillerinde sadık ve Nazlı bir yar gibi sayıkladıkları şehrin önlerindeydiler. Edirne, Türkülerin söylendiği, gelinlik kızların ağıtlar yaktığı ve anaların yüreklerini dağladığı bir şehir...
Sayfa 349·Kitabı okudu
Gönüllü eller, gönlü güzel bu erler çamur içinde bata çıka yürürken artık Edirne'ye doğru giderken, niçin ve neden gittiklerini gayet iyi biliyorlardı. Hepsinin kulaklarında Selimiye'nin minarelerinden yükselen Ezanları duymanın hasreti vardı. Peki, bu hasret son bulacak mıydı? Onlar Edirne'ye Edirne'de onlara kavuşacak mıydı? Selimiye'nin secde edilmeyi bekleyen kirlenmiş, çamurlanmış halıların üzerlerine, pak alınlarını değdirecek yiğitlere hasretti. Minareler ezan sesine, sokaklar Türk'ün bayrağını hasretti. Meriç nehri bile dolana dolana Türk'ün topraklarını arıyordu sanki. Hasret büyüktü, bekleyen ve beklenenler vardı.
Sayfa 344·Kitabı okudu
Her gecenin bir sabahı, her gecenin ve sabahında bir sahibi vardır. Elbette bu devletin, bu milletin de sahibi, koruyucuları var. Ne ki bu milletin sarı renklere, yani bereket rengine bürünen ve kan rengini kendine bayrak edinen gençlerimiz var. Öyleyse bundan sonra ne gam? Bundan sonra endişeye gerek yok, bundan sonra ümitsiz olmak yok. Şuna inanmaktayım ki bir kıvılcım yaktı. Bu kıvılcım ateşe dönüp Bulgarları bulunduğu tepeden çok uzaklara atacak.
Sayfa 312·Kitabı okudu
Tarih
Kuşçubaşı Eşref
Eşref Bey atından inmeden bütün bölükleri denetledi. Bir Arap kısrağının üstünde gönüllü olan birliklere gururla baktı, hüzünlenmeden edemedi. Bunca Birlik, bunca Yiğit belki de yeri geldiğinde, devlet tarafından tanınmayacak. Belki de gözden çıkarılacak. Bunları tanımıyoruz diyecekler. Desinler, ne derlerse desinler. Bir avuç gözü pek Yiğit memleketin çöküşüne engel olmak için canını pazara çıkarmış. Neticede kim ne derse desin. Artık kendimizi göstermek zamanıdır. Bulgarları Murat bey tepelerinden atma zamanıdır. Kurtuluş zamanıdır. Koca şehir düşmanın eline düşecek bir gün diye korkudan titreyen ahaliye güven verme zamanıdır.
Sayfa 290·Kitabı okudu