Ayasofya'da, tıpkı Kudüs'teki Süleyman mabedi gibi kutsal Kaya üzerindedir ve oradaki kutsallık anlayışının bir devamıdır. Ayasofya'yı bugünkü ihtişamlı mimarisi ile inşa ettirdikten sonra Justinyanus'un yumruğunu havaya kaldırıp "Ey Süleyman seni geçtim" diye haykırışı da aslında iki mabet arasındaki bu rekabete bir atıftır.
Bu eşsiz mabedin gizemlerle dolu bir yanı da sahip olduğu pagan sembolleridir. Kilise olarak inşa edilmiş bir yapının çok sayıda pagan sembol barındırması başta sıradışı gelebilir. Hristiyanlık paganizmi yok etmeye çalışmasına rağmen, pagan kültürü ve pagan sembolleri Hristiyanlık içine sızmış ve bütün çağlar boyunca yaşamıştır. Özellikle dönemin yerel sanatçıları pagan sembollerini gittikleri her yere taşımış ve yayılmıştır.
Justinyanus'un Got süvarileri sayesinde binlerce kişinin kanıyla yıkanan meydan, Bizans'ta "Hipodrom", Osmanlı döneminde "At Meydanı" ve günümüzde "Sultanahmet Meydanı" olarak bilinmektedir.
Ey Balkanlar, bu ayrılık yürekten midir? Nasıl gideceğiz? Biz gitsek yüreğimiz burada kalacak. Hey gidi Osmanlı! Buralar sensiz kalacak. Aysız, yıldızsız, kur'ansız, mescitsiz kalacak. En önemlisi Balkanlar duasız kalacak!
Balkanlar hakkında nice diziler filmler yapıldı gerçekten o kadar acılar çekilmiş ki anlatmaya film dizi kitaplar yetmez. Balkanlar denince ilk aklıma akıncılar gelir, neydi onlar öyle Osmanlı nin öncü vuruşları hep onlarin at koşturduğu topraklar aklımda. Tuna, Meric nehieden geçmek isteyen Osmsni ordusu gözümün önünde. Hangi birine nice şehitler verdigimiz tooraklardan büyük acılarla çekildiğimize mi? Oralar vefat eden padisahlara mı? Zigetvar da iç organları gömülen Kanuni Sultan Süleyman a mı? Kosova savaşını kazanıp sonrasında şehit edilerek oraya defnedilen 1. Murat a mi? Osmanlı'nın cekilmesi ile oraladan göç etmek zorunda kalan muhacirlere mi?
Biz 5 asır boyunca adaletle hükmetmek disinda ne yaptık ki o topraklardan halka o kadar zulüm edilmiş nedir bu öfke kin.
2. Viyana bozgunu ile başlayan Osmanlı Devleti'nin yenilebilir algısı yavaş yavaş da olsa batılı devletlerin birleşmesi ile giden topraklar ve nihayetinde bir şekilde devletlerini kurarak Osmanlı ya savaş açan Balkan devletleri.. Kitapta bu savaş ile birlikte Osmanlı'nın çekilişi Edirne'yi kaybetmesi yaşanan nice acılar sivillerin katledilmesi Çatalca ya kadar gelen Bulgar ve Sırp ordularının durumu anlatılıyor ve kuşçubaşı Eşref öncülüğünde gonullu bir birlik ile Edirne nin tekrar geri alınması kimi zaman gerçek kişiler olaylar kimi zamanda kurgularla anlatılıyor. Gayet güzel anlaşılır akıcı bir kitap. Ama bir eksiği var benim tarih kitaplarında olmasını istediğim olaylarin nerde geçtiğini gösterir bir harita.
İncelememi kitaptan bir alınti ile tamamlamak istiyorum.
Bu sevda