"Dünyanın düsturları içinde yaşlananların sayısı ne kadar büyük olursa olsun ve kendi mutluluklarını dünyada görenlerin oluşturduğu örneklerin çokluğu nasıl bir otorite taşırsa taşısın, her şeye rağmen şu kesindir ki dünyadaki şeyler müstahkem bir zevk barındırsalar bile -ki son derece uğursuz ve süreğen sayısız deneyimle bunun yanlış olduğu kabul edilmiştir-, bu şeyleri yitirmemiz ya da ölümün sonunda bunları elimizden alması kaçınılmazdır; öyle ki ruh; gerek altın, gerek ilim, gerek nam, mahiyeti ne olursa olsun gayet geçici hazineler topladığından, mutluğunun bu nesnelerinden yoksun kalacak olması kaçınılmaz bir zorunluluktur; ve böylece onu tatmin edecek bir tarafları olsa da, her zaman tatmin etmeleri mümkün değildir; yine kendine gerçek bir mutluluk sağlıyorsa da, kalıcı bir mutluluk vadinde bulunamaz, çünkü yaşamının akışıyla sınırlanmıştır."