Dr. HH

„Şiddet düşkünü, adaletsiz bir adamdı. Hastalık ona nasıl dokunmadı, hiç anlamamışımdır. İnsan eskiden beri metafizik bir kavram olarak mutlak adalete inanır ama anlaşılan o ki evrende adalet diye bir şey yoktur. Haktan, adaletten anlamayan, doğada kara bir leke gibi duran, gaddar, insafsız, düzenbaz bir vahşi olan o adam neden hayatta kalmıştı? Otomobiller, benzin, garajlar ve makineler dışında, bir de son derece zevk aldığı bir şey olarak, salgından önceki dönemde yanlarında çalıştığı kişilere yönelik adi hırsızlıkları ve iğrenç düzenbazlıkları dışında konuşabileceği bir şey yoktu. Ancak ondan çok daha iyi olan milyonlarca, evet, milyarlarca insan ölüp giderken ona bir şey olmamıştı.“
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
„Çevrelerindeki dünya çöküp harabeye dönerken, her tarafı bu çöküntünün tozu dumanı sararken bu aşağılık yaratıklar içlerindeki vahşiliğin dizginlerini salmış, savaşıyor; içiyor ve ölüyorlardı. Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de kötüsü de, güçlüsü de zayıfı da, hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu.“
Alıntı
„Uzaktan onları izlerken yağmacılardan birinin bitişikteki ayakkabıcının camlarını kırıp dükkanı kasten ateşe verdiğini gördüm. Bakkal sahibinin yardımına gitmedim. Böyle şeylerin vakti geçmişti. Uygarlık çöküyor ve artık herkes kendisi için yaşıyordu.“
1000Kitap
„Bize yiyecek getirenlere özgür insanlar derdik. Ne şaka ama... Yöneten sınıflar olarak bizler bütün toprakların, bütün makinelerin, her şeyin sahibiydik. Yiyecek getirenlerse bizim kölelerimizdi. Ellerindeki bütün yiyecekleri kendimize alır, aç kalmayıp çalışarak bize yiyecek getirmeye devam etsinler diye onlara da azıcık bir şeyler verirdik...“
1000k
„Tavşandudak, “O taş evler neden oradaymış?” diye sordu. “Babanın sana yüzme öğrettiğini hatırlarsın.” Oğlan başıyla onayladı. “Aynı şekilde biraz önce size kumlarla, çakil taşlarıyla ve midye kabuklarıyla nasıl o günlerde kaç insan yaşadığını öğrettiysem, işte biz de o taş evlerde -biz onlara California Üniversitesi derdik- kızlara ve gençlere nasıl düşünmeleri gerektiğini öğretirdik. Öğretecek çok şey vardı.“
Alıntı