Dr. HH

„Öldür ya da öl, ye ya da yem ol, kanun buydu ve Buck da zamanın derinliklerinden gelen bu emre itaat ediyordu.“
1000k
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
„Ama cinsi ne olursa olsun ve ne kadar cesur olursa olsun yabancı bir köpek ya derhal Buck'ın üstünlüğünü kabul edecek ya da korkunç bir düşmanla ölüm kalım savaşına girmek zorunda kalacaktı. Buck acımasızdı. Sopa ve diş yasasını çok iyi öğrenmişti ve Ölüme giden yolda düşmanına karşı hiçbir avantajı kaçırmıyor, düşmanından hiçbir zaman kaçmıyordu. Bu işi Spitz'ten ve polisle postanın en iyi dövüşen köpeklerinden öğrenmişti ve dövüşte orta yol diye bir şeyin olmadığını iyi biliyordu. Ya sahip olacak ya da sahiplenilecekti, affetmek zayıflıktı, ilkel yaşamda affetmeye yer yoktu.“
1000k
„Ancak içinde yumuşak ve uygar etkiyi ifade eden John Thornton'a duyduğu büyük sevgiye rağmen, Kuzeyin içinde uyandırmış olduğu ilkelliğin izi de canlı ve etkin kalmıştı. Ocağın yanında ve bir çatı altında yaşamanın vermiş olduğu sadakat ve bağlılık hâlâ vardı, ancak vahşilik ve hinliğini de yitirmemişti. Nesillerce uygarlığın işaretleriyle damgalanmış yumuşak huylu Güneyli bir köpekten ziyade, John Thornton'ın ateşinin yanında oturmak için yabanın içinden çıkıp gelmiş, yaban hayata ait bir vahşiydi o. Duyduğu çok büyük sevgi nedeniyle bu adamdan hiçbir şey çalamazdı, ama başka her kamptaki her adamdan çalarken bir an bile düşünmez, çalarken gösterdiği kurnazlıkla da yakalanmadan kalırdı.“
„Kurtarıldıktan sonra uzunca bir süre Buck, Thornton'ın gözünün önünden uzaklaşmasından hoşlanmadı. Çadırdan çıktığı andan itibaren tekrar içeri girene dek Buck onun ayaklarının dibinden ayrılmıyordu. Kuzey'e geldiğinden beri gelip geçmiş tüm sahipleri ona hiçbir sahibin kalıcı olamayacağı korkusunu aşılamışlardı“
1000k
Elbette Buck bu sonuçlara düşünerek varmıyordu. Değişen şartlara uyumluydu, hepsi buydu ve bilinçsizce kendini yeni hayat tarzına uydurdu. Hiçbir zaman, ihtimaller ne olursa olsun, asla bir kavgadan kaçmamıştı. Ama kırmızı kazaklı adamın sopası onu çok daha kökten ve ilkel bir ruh haline sokmuştu. Uygar zamanlarında Yargıç Miller'ın süvari kamçısını savunmak gibi ahlaki bir mesele için canını verebilirdi; ama uygarlıktan artık tamamıyla kopmuş oluşu, ahlaki meselelerden uzak durma ve bu sayede postunu kurtarabilme kabiliyetiyle kendini göstermişti. Zevk olsun diye değil, midesi guruldadığı için çalıyordu. Açıkça hırsızlık yapmıyor, sopa ve dişe duyduğu saygı yüzünden gizlice ve kurnazlıkla çalıyordu. Yani yaptığı şeyleri, onları yapmamaktan daha kolay olduğu için yapıyordu. “
1000k