"Yaşamındaki tüm başarılar, maddi ya da spirituel anlamda olsun, omuzlarının arasındaki yaklaşık bir buçuk kiloluk kütleyle başlıyor daha spesifik olarak her gün her dakika ve her saniye zihninde oluşan düşüncelerle.
Düşüncelerini ve yaşamındaki olaylara tepki verme biçimini kontrol etmekle, kaderini kontrol etmeye başlarsın."
Julian, "Bilgeler bana, ortalama bir insanın zihninden bir günde ortalama altmış bin düşünce geçtiğini söylemişti" diye ekledi. "Beni gerçekten şaşırtan şey, bu düşüncelerden yüzde doksan beşinin bir önceki gün düşündüklerimizle aynı oluşuy du."
"Ciddi misin?" diye sordum.
"Hem de nasıl Kısır düşünme şeklinin yarattığı baskı bu Her gün, çoğu olumsuz olmak üzere aynı şeyleri düşünen insanlar kötü zihinsel alışkanlıklara kapılırlar. Yaşamlarındaki onca iyi şeye odaklanmak ve bunları daha da iyileştirmeye çalış mak yerine, geçmişlerinin tutsağı olmuşlardır. Kimileri başarısız ilişkileri ve maddi problemleri nedeniyle kaygılıdır. Bir kısmı daha da önemsiz konular yuzunden mutsuzdur, bu bir tezgahtarın onlara davranışı veya iş arkadaşlarının kötü niyetle yaptığı bir yorum da olabilir. Zihinlerini bu biçimde çalıştıranlar kaygının yaşam güçlerini alıp götürmesine izin verirler.
Dostoyevski'nin yaratmak istedigi bu anti-kahramanimiz insanlarin yalnizca kendi cikarlari dogrultusuna hareket etmesi fikrine katilmayarak buna karsi cikar. Basrolun kimi zaman elestirdigi konulari aslinda icten ice istedigini ve buna cesaret edemedigi icin yapamadigi kisacasi ic catisma yasadigi soylenilebilir. Ayrica kitaba baslarken tuhafima giden sey yazarin hitap seklinde hep "beyler" diye okura seslenmesiydi. Nedenini bilmiyorum fakat baslarda surekli bi fikre hem katilip sonra da onu elestirip gecmesiydi. Elbette ic catisma yasayan biri icin bu normal bir durum. Kisacasi siradan bir hayat surduren bir (yeralti) adamin hayattan vazgecisini hissedeceginiz kisa bi kitap..
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma