Geçmişe dönüp modern evliliğin tarihteki öteki evlilik türlerinden farkları üzerine düşündüğümüzde, modern evliliğin temel ilkesinin, aşk, seks ve aileyle ilgili arzularımızın aynı kişide toplanması zorunluluğu olduğunu görürüz. Şimdiye kadar hiçbir toplum, bizimki kadar evlilik kurumuna ümit bağlamadı ve kaçınılmaz bir sonuç olarak da bizimki kadar hayal kırıklığına uğramadı.
Aşık ve ressam farklı işlerle meşgul olsalar da aynı insani zaaftan muzdariplerdir: çok çabuk alışıp sıkılmaya olan evrensel eğilim ve bilinen şeyin ilgi göstermeye değer olmadığına olan köklü inanç.
Doğamızdaki rastlantısal özellikler ve çocukluğumuzdaki tuhaflıklar nedeniyle yetişkin olduğumuzda kendimizi dengesiz bir ruh halinde buluruz, bazı alanlarda çok iyiyizdir, bazılarında ise çok eksik, ya fazlasıyla endişeli ya da fazlasıyla sakinizdir, ya fazlasıyla iddialı ya da fazlasıyla pasifizdir, ya düşünce geliştirmeye fazlasıyla eğilimli oluruz ya da pratik yaşamı fazlasıyla önemseriz, ya fazlasıyla eril ya da fazlasıyla dişil yaklaşımları benimseriz. Kendimizde olmayan özellikleri gördüğümüz kişileri ‘seksi’ olarak niteleriz, bizi zaten var olan aşırılıklarımıza daha da itecek gibi görünen kişilerden de kaçarız.