Halime Anadolulu

Halime Anadolulu
@HalimeA
MÜ/Türkçe öğretmenliği
Denizli, 25 Ocak
140 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İnanın ki bana verdiğiniz gerçeklik , aslında sadece size ait: Sadece size ait bir düşünceden, kendi kendinize bana dair edindiğiniz izlenimler bütününden, sizin hissettiğiniz, size göre, size mümkün gelen bir var olma biçiminden bahsediyoruz; benim gerçekten kim olabileceğim hakkında ise bırakın sizleri, benim dahi en ufak bir şey bilme ihtimalim yok.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Gerçek şu ki cinsellik yemek, içmek ya da uyumak gibi fiziksel bir ihtiyaç değildir ve özellikle vurgulamak istiyorum, bu hem kadınlar hem de erkekler için geçerlidir.”, “Cinsellik şiddetli bir deneyimdir.”ve “Cinsel ilişki dediğimiz şey öyle içtendir ki bizim en derindeki çekirdeğimizi açığa çıkarır ve bizi tartışmasız savunmasız kılar.”
Zaten kadını cinselliğin nesnesi olarak görmeseydik, “kız isteme”, “gelin alma” gibi adetlerimiz olmaz, evlilik törenleri de bu şekilde düzenlenmezdi. Nikahlı veya nikahsız olarak gerçekleşen cinsel eylemde aslında vuku bulan şey aynı olmasına rağmen, nikahın, düğünün, bu ailelerin içini rahatlatması, çok incinen gururlarının bu şekilde nispeten teselli edilmesine dayanıyor. Çünkü toplum, ailelere, kızlarının bedenini bir erkeğe teslim etmeye razı gelmenin tesellisinin bu olduğunu söylüyor. Takılan altınlar, insanlar tarafından icat edilmiş düzinelerce saçma adet, hep bu teselli ile alakalı.
Evlilik töreninin kadın etrafında oluşturulması, bu işlerin en başından itibaren kadının özne değil, nesne olduğunu vurgulayacak şekilde gelişir. Bir insan bir başka insandan istenebilirmiş gibi “kız isteme” denilen bir şeyin günümüzde hâlâ var olabilmesi ve koca insanların böyle bir şey sanki çok normalmiş gibi davranması, bunu uygulaması, bana akıl almaz görünüyor. Gelenek, her zaman, görünür biçiminden çok daha derin bir düşünceyi ona uygulayanlara ve hatta uygulanmasını izleyenlere benimsetir; ve bizim “kız isteme”, “gelin alma” gibi adetlerimiz, salt sözcük ile ifade olarak bile, kadını son derece küçük düşürücü, nesneleştirici bir anlayışı zihnimize yerleştirmiştir.
“Başkaları için hiç bitmeyen bir kaynakmışız gibi davranırsak, kendimize yardım etmek için yapabileceğimiz her şeyi yapmazsak, ruh derisini kaybederiz.” diyor Estés; “Ah, dünyada ne kadar kadın varsa, ruh derisini kaybetmenin de o kadar yolu vardır!”