Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık.
Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık.
Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan
Ve göz kapaklarının arkasında eski vatan
Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek.
Kalanlar, ortada, genç, ihtiyar, kadın, erkek,
Harab olup yaşıyor tâli'in azabıyle,
Vatanda düşmanı seyretmek ıztırabıyle..
Hastalık, gerçekleşmemiş konuşmaları ve ertelenmiş yakınlığı ortaya çıkarmıştı. Birdenbire yanınızdaki, her zaman var olacağına inandığınız kişi, ölümlülüğüyle ışıldamaya başlıyor, saydam ve kırılgan hale geliyor. Hayatının ipliği, sonbahar güneşinde aniden görünür hale gelen örümcek ağları gibi parlıyor.
İşin özü, kendimize gömülü varlıklarız. Ancak mizah aracılığıyla kendimizin dışına çıkabiliriz. Nerede mizah varsa, orada gerçekliğin çarpıtılması vardır. İşte o çarpık gerçeklik sana gördüğün gerçeğin ondan ibaret olmadığını gösterir, derinlik kazandırır. Bu yüzden mizah gerçeği çarpıttığında aslında gerçeği vurgulamış olur.