Winter Young, 19 yaşında olmasına rağmen dünya çapında tanınan, sahnede ışık saçan ama özel hayatında yalnız kalan bir pop yıldızı. Milyonların sevgilisi olsa da, sürekli kameralar önünde olmak onu gerçek ilişkilerden uzaklaştırmış.
Diğer tarafta Sydney Cossette var; disiplinli, soğukkanlı, genç yaşta özel bir casusluk organizasyonuna katılmış, hayata net çizgilerle bakan bir ajan. Sydney’in işi; duyguları karıştırmadan görevini tamamlamak.
Bu iki farklı dünyanın insanı, beklenmedik bir operasyonla yan yana gelir. Tehlikeli bir suç örgütünün başındaki adam, kızının doğum günü için Winter’ı özel olarak davet eder. Resmî olarak bu sadece bir konserdir, fakat perde arkasında çok daha karanlık bir amaç vardır. Sydney, Winter’ın “koruması” olarak görevlendirilir, fakat asıl misyonu; bu davet sırasında örgütün içine sızıp önemli bilgiler toplamaktır.
Görev ilerledikçe riskler artar, düşmanlar yakınlaşır ve hayatları gerçek anlamda tehlikeye girer. Aksiyon, kovalamacalar, gizli planlar derken ikilinin bağı hem profesyonel hem duygusal olarak güçlenir. Ama casusluk dünyasında aşkın bedeli ağır olabilir…
Bütün bu olanlar olurken ikili birbirinin farklı yönlerini keşfetmeye başlar peki bu serüven ikiliyi nereye sürükleyecek?
Kapağına, ismine bakınca karşıma hafif, tatlı bir gençlik romantizmi çıkacağını düşündüm. Fakat sayfalar ilerledikçe gördüm ki beni bekleyen sadece aşk dolu bir hikâye değil; içinde gizem, heyecan, tehlike ve aksiyonun harmanlandığı, temposu hiç düşmeyen bir kurgu varmış. Elbette aşk da var — hem de yerinde ve dozunda — ama onun yanında sürprizlerle dolu olaylar, merak uyandıran gelişmeler ve yer yer insanı gülümseten sahnelerle dolu. Okurken bazen nefesimi tuttum, bazen heyecandan hızla çevirdim sayfaları, bazen de yazarın ince mizahına yakalanıp kendi