Halime Acar

Halime Acar
@Halimeacar
instagram.com/kayipkitap__?ig... Bir ev kızının okuma günlüğü DM YOK
9/10
·208 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 00:00
Yuuko, eşinden ayrıldıktan sonra kızı Mao ile birlikte ailesinin evine dönmek zorunda kalıyor. İki erkek kardeşi ve annesiyle yeniden aynı çatı altında yaşarken hem geçmişin izleriyle hem de yeni hayatına uyum sağlama çabasıyla baş etmeye çalışıyor. Bir yandan da çalışmaya başlayarak kendi ayakları üzerinde durmak istiyor ve Mao’yu çoğu zaman annesine bırakıyor. Mao okul sonrasında anneannesine Kintsugi sanatını (kırılan şeyleri yeniden onarma) yardım ediyor ve ikilinin arasında diyalog gittikçe güçlenen bir bağ gelişiyor. Anneannesinin çocukluğun geçtiği yere tekrar gitme isteğine karşı Mao destek verip birlikte gitmeyi teklif eder. Mao’nun annesinin dolabında bulduğu kırmızı Kanzashi toka ise olayların yönünü değiştiriyor. Bu küçük obje, aile içinde yıllardır saklanan sırların yavaş yavaş açığa çıkmasına neden oluyor. Mao’nun büyükannesiyle kurduğu bağ ve sorduğu sorular geçmişle bugün arasındaki o görünmez bağı ortaya çıkarıyor. Ortaya çıkan o sırlar nelerdir? İyi hisset serisinden okuduğum ikinci kitap ve gerçekten iyi hissettiriyor. İlk başlarda adepte olmakta zorlandım açıkçası ama hikaye ilerledikçe kendimi kitabın bir parçası gibi hissettim. Mao'nun annannesine yardım etmesi bu sanatı devam ettirmesi ve o yaşta bir kadının hala bir şeyleri başarıyor olması hoşuma gitti. Kitabı okurken ve bazı şeyleri onarırken aslında o biz insanların da kırıldığı yerden hayata devam o kırıkların da bizle yaşamaya devam ettiğini fark ettim
Kintsugi EviHoshio Sanae · Athica Yayınları · 202644 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Halime Acar

, bir kitap okudu
9/10
·208 syf.··
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 00:00
·
2026 34. kitabı
Hoshio Sanae
8.4/10 · 44 okunma
Puan vermedi
Hacı Bey ailesine düşkün, sevgisini kendi doğrularıyla gösteren bir baba o. Emine Hanım ise çocukluğundan beri eksik büyümüş, sevgiye tutunarak hayatta kalmış bir kadın. Bu iki insanın kurduğu yuva dışarıdan bakıldığında tamam gibi duruyor: Hasan, Dürdane ve küçük kardeşleriyle birbirlerini seven bir aile Hasan hayalleri olan, okumak isteyen bir gençken babasının isteğiyle, istemediği bir evliliğin içine bulur. Kendi hayatını seçememenin ağırlığıyla evleniyor, ama o evlilik ne kalbine ne hayatına sığıyor. Bir yanda Emine Hanım’ın “yeterince iyi bir anne miyim” sorgusu, diğer yanda Hasan’ın kendi hayatına yabancılaşması… Ve sonunda, olması gerektiği gibi değil, olması kaçınılmaz olduğu için biten bir evlilik. Bu evlilik nasıl sonuçlanacak peki Hasan'ın hayatı hangi yöne doğru evrilecek? Hasan’ın içindeki o sıkışmışlık çok tanıdık geldi bana. Hani bir şey yanlış ama ses çıkaramıyorsun, çünkü karşındaki sana zarar vermek istemiyor. Kötü birine karşı direnmek kolay, ama seni seven birine karşı susmak insanı içten içe çürütüyor. Sanki Hasan hâlâ bir yerlerde kendi hayatını arıyor gibi herkesin bir hayatı var ama herkes kendi hayatını yaşamıyor. Kitap 1950- 1962 yılları arasında Türkiye'nin o döneminden Adana'dan Kore ve Japonya'ya uzanan bir yolculuk. Hacı Bey yaptığı şey aslında doğru bildiği iyilik olarak sanıyordu. Ama bazen her zaman iyi niyet doğruyu getirmiyor malesef.
Adana'dan Bir Delikanlı Yaşayan SensinGül Can · Elpis Yayınları · 20252 okunma
Puan vermedi
Ozan, küçük yaşlardan itibaren ağır kayıplarla büyümüş bir karakter. Kız kardeşi Elvan’ın zorlu bir doğumla dünyaya gelişi, ardından anne ve babasını peş peşe kaybetmeleri ve kardeşlerin ayrı yurtlarda büyümek zorunda kalması, onun hayatında derin izler bırakmış. Bu travmalar, Ozan’ın yetişkinliğinde de peşini bırakmamış; öyle ki sokakta gördüğü her yalnız çocukta kendi geçmişini görür hâle gelmiş. Zamanla kendi kurduğu yazılım sayesinde oldukça rahat ve konforlu bir hayat kuran Ozan, maddi anlamda eksiksiz görünse de içindeki boşluğu dolduramaz. Geçmişin acılarıyla bugünün imkânları arasında sıkışıp kalır. Topkapı Sarayı’nın bir dönemini yapay zekâ destekli sanal gerçeklik ile yeniden kurma fikrine götürür. Kendi silüetini bir şehzade karakteri üzerinden bu dünyaya yerleştirir. Ozan artık sadece izleyen değil, o dünyanın içinde yaşayan biri hâline gelir. Gerçeklik ile kurgu arasındaki sınır giderek silikleşirken Ozan’ın yolculuğu da neler olur? Yazardan okuduğum ilk kitap dili akıcı ve merak ettiren bir kurgusu dili ağır değil akıcı ve sorgulayan bir yapısı vardı. Başka bir hayat mümkün mü önceki hayat varsa biz o hayatta neydim yada kimdik diyorsun okurken Çocukluk travması yada yaşadığın şeyler ne kadar zaman geçerse geçsin yine de insanın içinde kalan da onunla geliyor kısa ama etkileyici bir okuma oldu benim için
Gölgeden Kalan İzlerMemet Çerkez · Theseus Yayınevi · 20259 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:00
Yıl 1579 İstanbul Padişahın gözdesi Nazperver hatun aniden ortadan kaybolur... Yıl 2023 Van Gölünün yakınların da bir tarlaya bilinmeyen bir ışık ve ardından bir patlama sesi Tarla sahibi Şükrü yetkililere haber verir ama önce kimse inanmaz gidip gördüklerin de gözlerine inanamazlar. Dr. Leyla Arslan var. Cambridge’de eğitim almış olsa da, onu asıl yönlendiren şey bilimden çok içindeki boşluk ve kaybolan babasının gölgesi. Rüyalarında karşısına çıkan eski semboller, aslında onu sadece bilinmeyene değil kendi geçmişine de yaklaştırıyor. Bu yolculukta yanlız değil ona eşlik eden binbaşı Emir Kaya, Nesrin,Melis ve Sibel ve hepsinin de birer görevi vardır. O gizemli cisim de üç ölü bir de yaralı kurtulan kendi gezeninden gelen Alaz Leyla'nın iletişim kurabilmistir. Kendilerine Menry adlı çift güneşli bir gezegenden geldiklerini söyleyen bu varlıklar kendilerini “Kök Atalar” olarak tanıtıyor. Söyledikleri ise insanın içini ürpertiyor: Bir zamanlar yıldızlardan geldiklerini ve şimdi geri dönme zamanının geldiğini iddia ediyorlar. Ve her iki gezegen için 5 kişilik bir grupla takas edebileceklerini söyler bundan sonra neler yaşanacaktır ve hükümet bu işi kabul edecek mi? Açıkçası ben bilim kurgu kitaplarına biraz mesafeli yaklaşan biriyim. Ama bu kitapta yazarımız dili olsun yarattığı Evren olsun sinematik bir okuma sağlıyor. Okurken bazen bazı olayların çok fazla hızlı ilerlediği bazı şeylerin ise çok hızlı geçiyor gibi hissettirdi. Bilim, tarih ve mitoloji iç içe geçen sadece bir keşif değil insanın kim olduğuna dair derin bir sorgulamaya dönüşüyor. Okurken insanın aklıyla kalbi arasında ince bir çizgi de kaldığını. Çünkü anlatılan şey sadece bir “ya olursa” diye düşünürken bir yerden sonra “ya gerçekten öyleyse” diye düşünürken buldum kendimi ve böyle olunca da merakla
Menry - Kök AtalarKaan Şıvkın · Elpis Yayınları · 202519 okunma