Frank bana geçmiși unutmamı sõylemişti. Benim de istediğim buydu. Ama Frank her gün benim gibi sabah odasında
oturmuyor, onun kullandığı kaleme dokunmuyordu. Ellerini sümenin üzerine koyması, onun yapıştırdığı etiketlerdeki yazıları görmesi zorunlu değildi. Şöminenin üzerindeki şamdanlara, saate, içinde çiçekler olan vazoya, duvarlardaki resimlere
bakması ve her Allah'ın günü bütün bunların ona ait olduğunu hatırlaması gerekmiyordu. Onları o seçmişti. Bana ait değillerdi. Frank yemek odasında onun yerine oturmaya, onun tuttuğu bıçağı, çatalı tutmaya, onun bardağından su içmeye de mecbur değildi. Ona ait yağmurluğu omuzlarına atp cebinde onun mendilini bulan da Frank değildi hem . Kütüphanedeki sepetinde yatan, ayak seslerimi, bir kadına ait olan ayak seslerini duyup,gelenin beklediği kişi değil de ben olduğumu havayı koklayarak anlayınca başını tekrar aşağı indiren yaşlı köpeğin kör bakışlarına maruz kalan da o değil, bendim.