“Önce söz vardı!” düsturundan hareketle yola devam edecek olursak, evren yaratılmadan önce var olan tek şey sadece “Ol!” seslenişidir ve kalan her şey bu ses dizilimindeki frekanstan aldığı idrakle meydana gelir.
Platon, kurucusu olduğu Akademi’nin girişine “Geometri bilmeyen giremez” yazdırır ve böylece Akademi’ye gelip de fizikötesini öğrenmeye talip olanların ilkönce bu ilme vâkıf olmasını şart koşar. Peki ama neden? Geometri bilen, onunla uğraşanlar ne bulur, ne elde edebilir ki ondan? Böylesine sayısal bir ilmin; ruh, dünya ötesi ve diğer âlemler hakkında bilgi edinmeyi isteyen birine ne faydası olabilir?
Platon’un Akademi’ye girebilmek için geometri bilgisini şart koşmasının nedeni zihinsel anlamda belirli bir olgunluk seviyesine ulaşmış öğrencileri seçmek ve verilecek olan bilgileri sadece onlarla paylaşmaktır. Bu ön elemede geometriyi şart koşmasının ise çok önemli bir nedeni vardır.
Geometri, birbirinden farklı iki ve daha çok noktayı belirli bir açı ve uzunluktaki doğru parçalarıyla birleştirme işlemidir. Matematiksel ve soyut olanı elle tutulur, gözle görünür hale getirerek onu somutlaştırmanın en güzel yöntemidir.
“Böyle bir güzelliğe gözlerini kaldırıp bakmanın, onunla kaynaşmanın yolunu bulanın hayatını küçümseyebilir misin?”
Bu yöntemi kullanmaya başlayanlar bir süre sonra bildiklerinin aslında neye benzediğini, benzettiklerinin bildiklerinden ne kadar farklı olduğunu ve tüm bu bilgilerin sürekli olarak kendini yenileyen ve geliştiren bir yapıda süregeldiğini geometri sayesinde idrak ederler. Öğrenciler geometri sayesinde bildiklerini zannettikleri yapının aslında sürekli olarak değiştiğini ve dolayısıyla öğrenme sürecinin hiç bitmediğini sindirmiş olurlar. Platon, Akademi’ye gelecek olanlar arasında bilgiye doymuş olanları değil sürekli olarak öğrenmeye aç olan öğrencileri eğitmeye değer bulur. “Geometri bilmeyen giremez” önkoşulu, aslında “Bildiklerini unutmazsan yeni bir şey öğrenemez ve sürekli eski bilgilerinin zincirine bağlı kaldığın için de
… cümle âlemi gezdim de
Bulamadım aşka değer bir nesne.
Bu yüzden yabancıyım kendi halkıma,
Ve sürgünüm onların arasından,
Ermişlerin dostluğunu aradığımdan.
Mira Bai (16. yüzyıl Hindu şairi)