"Savaşta arazi şartları askere yardımcı olur. Düşmanının durumunu tahmin etmek, zafer elde edilebilecek yolu bulmak, arazinin zorluklarını, tehlikelerini, uzaklık ve yakınlığı hesaplamak, büyük bir komutanın hasletleridir. Bunları bilen ve savaşırken bilgilerini uygulayabilen savaşını kazanacaktır. Bunları bilmeyen, uygulamayan savaşını kaybedecektir. Bu nedenle, kurallara göre zafer gelecekse hükümdar savaşma dese de komutanın savaşması; mağlubiyet gelecekse hükümdar savaş dese de komutanın savaşmaması mümkündür. İlerlemesi şöhreti için olmayan, suçlanmaktan korkmadan geri çekilebilen, tek düşüncesi halkını korumak ve hükümdara iyi hizmet vermek olan komutan ülkesi için değerli bir mücevherdir."
"Askerler tam bağlılıkları sağlanmadan önce cezalandırılırsa, itaatsiz olurlar ve itaatsiz olurlarsa onları idare etmek zorlaşır. Askerler bağlılıkları sağlandıktan sonra cezalandırılmazlarsa idare edilemezler. Bu nedenle askerler eğitilip, demir disiplin ile kontrol altında tutulur. Bu, zafere giden kesin bir yoldur.
Askerler emirlerin her zaman yerine getirileceği yönünde talim alırlarsa itaatli olurlar. Askerler emirlerin yerine getirilemeyebileceği yönünde talim alırlarsa itaatli olmazlar. Bir komutanın emirlerine her zaman uyulması asker ve komutanın birbirine güvenmesini sağlar."
"Bir hükümdar şu üç durumda ordusunun başına badire getirir:
İlerleyip ilerleyemeyeceğini bilmeden orduya ilerlemesini emretmek, geri çekilip çekilemeyeceğini bilmeden çekilmesini emretmek. Buna orduyu kösteklemek denir.
Bir orduyu şartlarını bilmeden yönetmek, askerin işlerine karışmak; bu durumda askerin kafası allak bullak olur.
Ast üst ilişkilerini bilmeden orduyu yönetmeye çalışmak; bu, askerin güvenini sarsar. Ordu huzursuz olduğunda ve ordunun güveni sarsıldığında, vasal beylerden sıkıntı çıkması kesindir. Bu durum orduya sadece kargaşa getirir ve yenilgiyi çağırır."
"Ey insan, bu büyük kentte yurttaştın. Üç yıl veya beş yıl fark eder mi? Çünkü onun yasalarına göre herkes eşittir. Seni kentten gönderen bir tiran ya da adaletsiz bir yargıç değildir, seni kentten gönderen ve buraya getiren doğadır, o halde bunda tuhaf olan ne? Bir oyuncunun, onu işe alan yönetici tarafından sahneden alınmasına benzer bu. 'Ama ben yalnızca üç perdede oynadım, beşinde değil!' Doğru söylüyorsun, ama yaşamda üç perde bütün oyun anlamına gelebilir. Çünkü her şeyin sonunu belirleyen, seni vaktiyle bir araya getiren ve şimdi de çözülmenden sorumlu olan şeydir. Her ikisinden de sen sorumlu değilsin. Bu yüzden zarafetle ayrıl sahneden, zira seni sahneden alanda da var aynı zarafet."