Bir dalga uzanıp yamacımıza geldi. Geri çekilmedik. Islanmadık da. İnsan en çok kaçmayınca yakalanmıyor. Ve bazen kaçmak yakalanmaktan çok daha küçük düşürücü
Kırılmaktan korkmamanın bir yolunun da, kendi kendine bin parçaya ayırmak olduğunu keşfetmemiştim daha.
.
.
.
Kırıla kırıla, geriye bölünecek ebatta parçam kalmayınca, zamanla daha az kırılgan olduğuma inandırdım kendimi.
Geçti gitti dedim.
Dürtülerinin aleyhine, dürtülerine rağmen karar alabilme becerisine özgürlük denir. Eğer biz duygu ve dürtülerimizin bizi zorladığı her şeyi yapıyorsak; özgür değiliz (bize satılanın aksine). Ne zmana ki hareketlerinizi sorgulamaya başlarsanız, bilincinizi devreye sokarsanız... işte o zaman Özgürsünüz.
Sinan Canan' nın sözlerinden bir kesit
Çünkü bazı sızılar bir defa başladı mı artık geçmiyor. Bazı yaralar hiç kapanmıyor. Bazı eller bazı saçları okşamayınca, bu minicik, aptal, önemsiz şey yaşanmayınca, bazı hayatlar geri dönüşsüz biçimde tarumar oluyor. Belki siz bunu bilmiyorsunuz. Umarım hiç öğrenmezsiniz. Bazı durumlarda sadece bilmeyenler yaşamayı beceriyor. Hayatta kalmakla yaşamayı becermek aynı şey değil.
.
.
Ben de zamanla yavaş yavaş bıraktım başkalarına sarılmayı. Çünkü siz tek birinin sıcaklığının peşindeyseniz, koca dünya sarıp sarmalasa ne fayda! Üşümekten kurtulamazsınız.
.
.
Başkaları kalbimi kıracağına, bizzat kendim parçalayıp, artık doğru vakti göstermeyen bir saat gibi cebimde taşımayı seçtim. Sevmenin ve dokunmanın ancak acı vereceğine inandım belki de.
.
*Böylece bir kirpinin hüzünlü merhametiyle kapandım içime.*